|
 Mevcut caddelerden tırtıklanmış yüzeysel raylı sistemleri
saymıyorum. Nostaljik tramvay, hafif metro ve benzerleri… Çünkü bunlar bir yandan fayda sağlarken, diğer yandan çoğu kez yolları daraltıp sıkıştırıyorlar; yeterince hızlı hareket edemiyorlar. Ayrıca bizim sorumsuz yayalar ve taşıtlar, bir yerlerden girip bunların önüne çıkıveriyorlar.
Esas olan, mevcut yollardan ayrı bir düzlemde
yeni bir
sistem, bir ağ, bir network yaratabilmek. Ya aşağıda, ya da yukarıda raylı toplu taşım
sistemi kurabilmek. Aşağıdakine “Metro” diyoruz. Metro, bu yönde çok geç kalmış; İstanbul için yapımı pahalı ve yavaş bir
sistem. Taksim-Levent arası 8 km’yi 12 yılda bitirebildik, fahiş paralar ödedik. İnşaat devam ediyor, ancak Metro projeleri bitene kadar İstanbullu da bitecek. Metroyu, yapımı hızlı ve ekonomik
başka bir
sistemle desteklemek kaçınılmaz.
İşte o zaman yukarı bakmak, yukarıda bir
sistem yaratmak lazım. “Monoray”, diğer bir deyişle “Havaray”, bu iş için biçilmiş kaftan. Direkler üzerinde tek rayda giden bu
sistem, birçok ülkede
başarıyla kullanılıyor. Mevcut yollara sıkıştırılan raylı
sistemler veya Metrobüs, Minibüs gibi kentsel dokuyu kesmiyor, mevcut ulaşımı boğmuyor. Yolların, derelerin, hatta evlerin üzerinden geçiveriyor. Kolay, ucuz, güvenli. Ayrıca, seyahat
etmesi de zevkli, şehri havadan görüyorsunuz. Metrodan çok daha hızlı ve ucuz yapılabiliyor.
1999 yılında İstanbul Başkan adayı iken “Havaray”ı çizdim, yazdım, söyledim. Basında yer aldı. 09 Nisan 1999 tarihli gazete kupürü haberi veriyor. 2004 ve 2009 yılları başkan adaylıklarımda da yineledim. Aradan 13 yıl geçti. Benim saçlarım beyazlandı, nihayet Topbaş Başkan’ım açıkladı: “İstanbul’a Havaray yapılacak…”
Teşekkürler Başkan’ım, ancak İstanbul için 13 yıl gecikme büyük kayıp..!
Ankara ve İzmir de düşünmeli…
|