Kadıköy'de yaşamanın bir ayrıcalık olduğunu hissedenlerin buluşma noktası...
»
Ana Sayfa Güncel Yaşam & Çevre Magazin Politika Sağlık & Spor Kültür & Sanat Açılışlar Etkinlikler Reklam
Kültür Merkezleri
Caddebostan Kültür Merkezi
Kozyatağı Kültür Merkezi
Barış Manço Kültür Merkezi
Halis Kurtça Kültür Merkezi
Yazarlar
AHMET VEFİK ALP
ENİS FOSFOROĞLU
ESAT SÖNMEZ
MELİH ARAT
NURSEMA ÖZTÜRK
R. SERTAÇ KAYSERİLİOĞLU
VELİ DALBUDAK
PINAR DEFNE KORKMAZ
TÜRER ERCAN: Tek başımıza iktidar olacağız…
Haber: UTKU OLGUN

Cumhuriyet Halk Partisi, yaşadığı ‘Genel Başkan’ değişimiyle önemli bir ilgi odağı oldu. Biz de CHP Kadıköy İlçe Başkanı Türer Ercan ve Ak Parti Kadıköy İlçe Başkanı Muharrem Ödemiş ile bu değişimi ve Kadıköy’ü konuştuk. Ercan, iddialı… İlk genel seçimlerde tek başlarına iktidar olacaklarını söylüyor. Ödemiş ise, eleştiri yüklü… “CHP’de değişen bir şey yok” diyor…

Önce değişimin odak noktası CHP ile başlıyor ve Türer Ercan’a sorularımızı yöneltiyoruz…

CHP’deki kan değişimini uzun yıllar Kadıköy İlçe Teşkilatı’nın başında bulunan bir isim olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

CHP’de kimsenin ummadığı bir süreç içerisinde değişiklikler yaşandı. Bunun bir sürü nedeni var. CHP 86 yıllık bir parti ve CHP’nin Kuvayı Milliye’den bu yana değişmeyen görüşleri var. Bunların en önemlileri ise Misak-ı Milli bütünlüğü ve ulusal birlik. Son yıllarda ulusal bütünlüğün bozulması ve Misak-ı Milli sınırlarının değişmesi için içeride ve dışarıda çok ciddi çabalar var. Tabii ki bunlara CHP’nin duyarsız kalması mümkün değildi. CHP’nin Atatürk’ten ve İnönü’den gelen ulusalcı çizgisi var. Bu, genel başkanımız Deniz Baykal ile de devam ediyordu. Ama AB’nin uyum şartları, ABD’nin Türkiye’ye biçtiği rol, CHP’nin ulusal çizgisiyle çakışmıyordu.

Çeşitli dönemlerde CHP’yi değiştirmek ve dönüştürmek için planlar hazırlandı. Bunlardan bir tanesi daha önceki dönemlerde yaşadığımız Mustafa Sarıgül olayıydı. CHP içerisinde ilk hamle bununla yapıldı. Herkesin hatırladığı Deniz Baykal ile Mustafa Sarıgül’ün katıldığı olağanüstü kongre, bunun net bir şekilde görüldüğü bir dönem. Mesela o dönemi ben şöyle değerlendireceğim: Deniz Bey’in parti içerisindeki desteğinin en az olduğu dönemlerden biriydi. Sarıgül, tam bu dönemde olağanüstü kurultay şartları yarattı. Genel Başkanımız da kabul etti. Deniz Baykal’ın en güçsüz olduğu dönemde bile CHP’nin delagasyonu, Kars’tan Edirne’ye kadar partiye sahip çıkılması ve ulusal çizginin onaylanması anlamında Deniz Bey’e destek verdi. Belki bu başka şartlarda yapılmış bir kongre veya parti içinde yükselen bir muhalefetin kongresi olsaydı, Deniz Bey adına bu kadar net bir tercih olmayabilirdi. Ama hareket, CHP’nin rotasını değiştirmeye yönelik bir hareket olduğu için, buna delagasyon çok net bir cevap verdi.

Bunlar, tabii ki durup dururken ortaya çıkan şeyler değil. Mesela, meşhur “1 Mart Tezkeresi”, ABD’nin en çok canını yakan tavırlardan bir tanesiydi. CHP’nin önderliğinde, bazı AK Parti milletvekillerinin de desteğiyle bu tezkere reddedilmişti. CHP niye bu tezkereye böyle bir tavır koydu? Çünkü o tezkere geçseydi binlerce ABD askeri Türkiye’ye gelip konuşlanacaktı. Hatta Şanlıurfa-Mardin-Diyarbakır bölgelerinde ABD büyükelçiliği yer bile beğenmişti. Biz biliyorduk ki, ABD askeri orada konumlansaydı  bir daha çıkarılamayacaktı. Bu da Türkiye’nin bölünmesine giden bir süreç olacaktı. Bu planlar tutmadı. O zaman söyledikleri söz, “Türkiye’de CHP ya teslim alınacak ya da çökertilecek…” Teslim alamadılar. O yüzden içten çökertmek için uğraştılar. Eski Genel Başkanımız Deniz Bey ile ilgili kaset olayı da tam bu sırada patladı.

Niye bunu kaset olayı ile bağdaştırıyorsunuz?

Çünkü AB normlarında resmi dairelerden bile Atatürk’ün resminin kaldırılması var. ABD’nin en büyük tezi, “Türkiye’de Kemalizm yıkılmadığı müddetçe istediğimiz şeyleri yaptıramayacağız.” Kemalizm’in de en büyük savunucusu CHP. Çeşitli yollarla CHP’yi ele geçiremeyince son bir şey yaptılar ve Türk halkının en fazla duyarlı olduğu ahlak üzerinden Deniz Bey’e saldırdılar. Deniz Bey’i halkın ve parti kamuoyunun gözünden düşürüp, CHP içerisinde tartışmalı bir süreç açmak istediler. Bu süreci ilk farkeden de eski genel başkanımız oldu. Hiç kendisini tartışmadan çok büyük bir devlet adamlığı örneği göstererek, CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etti.  Yine CHP delagasyonu devreye girdi ve böyle bir dönüşüme fırsat vermedi.

Burada Kemal Kılıçtaroğlu etrafında bir rüzgar oluştu. Kemal Kılıçtaroğlu’nun öne çıkmasındaki en büyük etken de CHP Genel Sekreteri Sayın Önder Sav oldu. Çünkü Sav, CHP’nin kurumsal kimliğini ve Kemalist çizgisini en net savunan insandır. Parti içerisindeki bütün Kemalistler, CHP’nin çizgisini savunan bütün arkadaşlar, Önder Bey’in tavrına destek verdiler. Neticede Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan oldu. Amaç Deniz Bey gidince CHP’nin çizgisinden ayrılmasıydı ama o güçlerin hesaplayamadığı Önder Bey’in tavrı ve örgütteki gücüydü. Önder Bey de çok doğru bir zamanda çok doğru bir tavır koyarak, CHP’nin ulusalcı ve Kemalist çizgisini savundu ve örgüt de gerekli desteği verdi. ABD’nin yaptığı son plan da boşa çıkmış oldu.

s (4)

CHP’de isimler dışında neler değişti?

Bunu sadece son dönemde olan değişiklikle açıklamak mümkün değil. CHP’nin son iki-üç yıldır oluşturduğu bir çizgi vardı. Bu yıllardan beri iğneyle kazılarak hazırlanmış bir çalışma. Zaten partide bir ivme başlamıştı. O zaman bile partinin oyları yüzde 27-30 aralığında oynuyordu. Ak Parti’nin 2002’den beri sürdürdüğü ekonomik politikaları ve dış politikadaki yanlışları, zaten CHP’nin tavrının doğru olduğunu gösterdi. İktidara geldikleri zaman Ak Parti’nin sadece kendilerini ve yandaşlarını zengin etmeye çalıştığını, milli gelirden tabana hiçbir yansıma olmadığını halk görünce, iktidarın kendi iktidarları olmadığını, kendilerine bir şey getirmeyeceğini farketti. Emekliler üzerine yapılan yanlışların, pancar üzerinde olsun, buğday üzerinde olsun, fındık üzerinde olsun yapılan bütün yanlışların, Türkiye’deki üreticilerin aleyhine ama dünya üzerindeki global şirketlerin menfaatine olduğunu farketti. Zaten halkta CHP’ye bir teveccüh ve yöneliş vardı. Kemal Bey’in gelişinden sonra, Önder Bey’in Kemalist ve ulusal bütünlükten yana olan tavrı, bu akışı daha da hızlandırdı.

Önümüzdeki sene genel seçim var. Sizin beklentileriniz nedir bu seçimle ilgili?

İlçe Başkanı olarak söyleyebileceğim net şey, önümüzdeki seçimlerde biz CHP’nin tek başına iktidarını düşünüyoruz. Kadıköy bazlı sorarsanız, zaten bizim Kadıköy’de genel bir sıkıntımız yok. CHP, Kadıköy’de devamlı birinci parti… Ama CHP’nin birinci parti olmasının yeteceği kanaatinde değiliz tabii ki. Kadıköy Belediyesi’nin etrafındaki belediyelerin de kazanılması yönünde bir tavrımız vardı. Dört belediye 12 belediyeye çıktı. Eskiden genel tablo, olduğu gibi Ak Partili belediyelerdeydi. Şimdi nasıl birçok belediye CHP tarafından kazanıldıysa, bu dönem kazandığımız ivmeyi daha da artırarak, CHP’yi mutlaka tek başına iktidar yapacağız. Ama dediğim gibi Kadıköy’de yüzde 68 oranında bir oyumuz var. Bu dönemde Kadıköy genelinde oyumuzu yüzde 80’lerin üzerine taşıyacağız. Türkiye genelinde de hedefimiz yüzde 40.

İl yönetiminizde de bir değişiklik oldu. İl Başkanlığı’na Berhan Şimşek geldi. Bunu dergimize değerlendirir misiniz?

Bu dönemde bizim Berhan Şimşek’ten beklentimiz daha tabana dayalı, daha kollektif bir yönetim anlayışı sürdürmesi. Bundan kastımız ne? İstanbul’un 36 ilçe başkanı var. Siyaset, kollektif olarak yapılır. İlçe başkanlarının görüşleri alınarak siyaset yapılması gerekir. Eğer biz tabana dayalı bir siyaset yapacaksak, tek adamın değil çok adamın fikrini ortaya çıkarmalıyız. Berhan Bey’den beklentimiz bu. Berhan Bey, zaten Kadıköy’ün desteğiyle il başkanlığına geldi. Diğer ilçe başkanlarımızın birçoğunun da… Berhan Bey’in çok başarılı olacağına inanıyorum. Hatta internet sitemizde bir slogan yazdık: “İstanbul’da Şimşek çakacak, ampul sönecek”.

Kadıköy’de sokağa çıktığınızda şikayet olarak neler duyuyorsunuz?

Kadıköy’de siyaset çalışmalarımızla birlikte devamlı halk içinde yaşıyoruz. Halkın Kadıköy ile ilgili çok ciddi sıkıntısı yok. Ana başlıklar, geçim sıkıntısı ve işsizlik. Yerel olarak da ulaşımdan çok ciddi şikayetler var. Özellikle minibüslerden çok ciddi şikayetler geliyor. Bunun yanında son dönemlerde Kurbağalıdere taştı. Kadıköy Belediyesi’nin yıllardan beri ana kentten talebi vardı. “Ya siz yapın ya da yetkiyi bize verin” dedik. Ama hiçbir şey yapmadılar. Ayrıca sahil bantı biliyorsunuz ana kentin denetiminde. Maalesef ana kent, sahil bantının temizlenmesinde gerekli hassasiyeti göstermiyor. Orayı da Kadıköy Belediyesi elinden geldiğince temizlemek istiyor ama çok yanlış da bir şey oluyor… Mesela bizim işçilerimiz sahili temizlediği zaman, ana kentin temizlik işçileri müdahale ediyor, “Yasak, siz temizleyemezsiniz” diyor. “Siz temizleyin” diyoruz, onlar da temizlemiyor. Geçenlerde aynı durum Caddebostan Plajı’nın üstündeki yürüyüş yolunda yaşandı. Belediye Başkanımız sabahları orada yürüyüş yapar. Böyle bir günde bir grup halkımız “Selami Bey, burası temizlenmiyor, pis” dediğinde hemen temizlik şirketini arıyor ve oraya bir ekip çağırtıyor. Tam bizim işçiler temizlemeye başlıyor, ana kentin o sahilden sorumlusu geliyor ve “Temizleyemezsiniz” diyor. O görevli halkın elinden canını zor kurtarıyor. Böyle bir yanlış da yaşıyoruz.

Son olarak mesajınızı alabilir miyiz?

CHP sonuna kadar Türkiye’nin her sorununa sahip çıkacaktır. Öyle ki, bazen parti çıkarlarımızı ülke çıkarlarının çok arkasına alırız. Bizim için birinci şart, ülke çıkarlarıdır. Kadıköy halkı CHP’ye güvensin. Onların verdiği oylar boşa çıkmayacak. Buradan alınan ateşle de tek başımıza iktidar olacağız.

***

s

Bütün bu yaşananları tarafsızlığımız gereği Ak Parti Kadıköy İlçe Başkanı Muharrem Ödemiş’in siyaset penceresinden de bir büyüteç altına aldık ve sorularımızı kendisine yönelttik…

Son dönemde CHP’de bir değişim yaşandı. Bunu değerlendirir misiniz?

CHP’de değişen bir şey yok. CHP’ye dışarıdan yeni bir isim mi geldi? Ya da daha evvel dışarıda olan birisi CHP’ye Genel Başkan mı oldu? Hep aynı isimler. Kendi içlerinde bir takım tertiplerle Genel Başkanlarını değiştirdiler. Hani, hiç kimse demiyor artık “Komployu Ak Parti kurdu” diye. Kalktı o tedavülden. Kim istifade ettiyse oraya bakacaksınız. Kim timsah gözyaşı döktüyse oraya bakacaksınız. Ak Parti’nin ne onunla bununla uğraşacak gerçekten vakti vardır, ne de partimizin böyle bir ahlaki yapısı vardır. Biz birilerinin böyle şeyleriyle uğraşmış olsaydık Kadıköy’de malzeme çoktu. Hiçbir zaman siyasette öyle bir şey yapmadık, reel siyaset yaptık.

CHP’de değişen hiçbir şey yok. Eğer CHP’de değişen bir şey olacak ise Kadıköy’den yola çıkalım… Sayın Kılıçdaroğlu yolsuzluk ile savaşacaklarını söylüyor. Kadıköy Belediyesi’ne bir el atsın bakalım. Bir sürü davası var Selami Bey’in. Denetleme Komisyonu raporları var. Sayın Başkan’a seçimde “Mal beyanını açıkla” dedik; kendisinin, hanımının, çocuklarının, kardeşlerinin… Kılıçdaroğlu’na sesleniyoruz buradan, “önce bunlardan başla.” Ak Partili bir belediye başkanı zaten yolsuzluğa karışmışsa görevden alınıyor. Örnekleri var; iki-üç belediye başkanının bu konuda İçişleri Bakanlığı tarafından incelemeleri yapıldı ve açığa alındılar. Davaları devam ediyor, aklanırlarsa geri dönerler. Aklanmazlarsa hukuk zaten cezalarını verir. CHP’de eğer değişim var diyorlarsa, değişime buradan başlasınlar.

Gerçekten çok ironik durumlar var. Yeni Genel Başkanları gitti Zonguldak’ta maden işçilerinin meftaları üzerinden siyaset yaptı, “Taşeronlaşmayı kaldıracağız” dedi. En büyük taşeron şirket Kadıköy Belediyesi’nde. Selde taşeron şirketin elemanı öldü. Ne oldu şimdi? Evin hanımı yapınca kaza, hizmetçi yapınca ceza mı? Başka bir şey söyleyeyim, CHP’nin kendi genel merkezi dahi taşeron şirket tarafından temizleniyor. Her yerde böyle, çünkü Türkiye’de o alanda farklı sıkıntılar var. Bunlar çok ucuz siyasetler. Sel felaketi oldu İkitelli’de. Çizmelerini giydiler, “Bu dere yatağına bu evleri yaptıranlar…” estiler, gürlediler. Allah rızası için size söylüyorum, buradan çıkınca Kadıköy Evlendirme Dairesi’nin dereye uzaklığı kaç metre bir bakın… İki metre, iki buçuk metre. Binlerce insanın birarada bulunduğu, nikahların kıyıldığı bu binaya iki-üç defa tadilat yaptılar. En son 2008’deki tadilatta dokuz trilyon harcadılar. Daha da manidarı açılışı Deniz Baykal ile Gürsel Tekin yaptı.

Ak Parti’ye dönersek, Kadıköy’de çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Biz Ak Parti ilçe teşkilatı olarak hiç durmadan çalışıyoruz. Aslında Ak Parti teşkilatlarının hepsi, seçim olsun olmasın, yoğun çalışıyor. Yani seçime üç ay kala çalışmalarını yoğunlaştıran, seçim bittikten sonra dört yıl ilçeye uğramayan bir teşkilat modelimiz yok. Bütün unsurlarımızla, ana kademe yönetimi, yedek yönetim, kadın kolları, gençlik kollarımızla çalışıyoruz. Bunun yanında biz mahallelerde de örgütlüyüz. Kadıköy’ün 21 mahallesinde 21 ayrı teşkilatımız var. Orada da kadın kolları ve gençlik kolları yönetimimiz var. Dolayısıyla çok geniş bir aileyiz Ak Parti olarak. Böyle bir teşkilatın da durağan olması düşünülemez.

CHP, Kadıköy’de oy oranı olarak daha rahat. Peki, siz bunu değiştirmek için neler vaadediyorsunuz?

Kadıköy’de seçim kampanyamız esnasında adayımızı taraflı tarafsız herkes takdir etti. Yerel anlamda yöneticilik vasfı olan bir adaydı. Bir akademisyen, şehir planlamacısı, teoride ve pratikte sayısız eserleri olan bir kişiydi. Kadıköy’ün meydanından Bağdat Caddesi’ne, Minibüs Yolu’ndan semt konaklarına kadar yeni projelerle çok ciddi sunumlar yaptı. Tabii vatandaşın iradesine sonsuz saygı duyuyoruz. Demokrasi de budur zaten. Şunu iyi ayırt etmek gerekiyor: Yerel seçim, yerel seçim sahipleriyle; genel seçim, genel seçim sahipleriyle değerlendirilmeli.

Bunu Kadıköy için mi, Türkiye için mi söylüyorsunuz?

CHP’nin iktidar olduğu ilçelerde maalesef yerel yönetimlerde tüm başarısızlıklarına rağmen vatandaşın yaklaşımı yerel hizmetlerin sorgulanması noktasında olmuyor. İdeolojik oluyor. Bunu da Kadıköy Belediye Başkanı Sayın Selami Öztürk çok güzel kullanıyor. Belediyecilik hizmetlerini pazarlamıyor; hepimiz için önemli ve hassas olan, hepimiz için kıymetli olan değerler üzerine siyaset yapıyor. Atatürkçülük, Laiklik, Ulusal Bütünlük… Bunlar bizim olmazsa olmazlarımız. Ama orada biz bunun ticaretini yapmıyoruz. Ya da bu değerlerin arkasına saklanarak siyaset yapmıyoruz. Biz reel siyaset yapıyoruz. O değerlerin daha yücelmesi, içinin doldurulması için gereken siyaseti yapıyoruz. Karşı taraf ile aramızdaki en büyük fark da bu zaten.

Ne olması gerekir?

Esasında yerel anlamda hizmet üretilen yerlerde tam tersinin olması gerekir. Belediye Başkanı ve ekibinin yaptıklarının halk tarafından benimsenmesi ve bir sonraki dönem için kamçılayıcı unsur olması gerekir. Mesela ben bir örnek vereyim: Kadıköy ile çok benzeşen bir başka yer Ankara’nın Çankaya ilçesi. Çankaya’da üç dönemdir CHP aday değiştiriyor, ama oy oranı üç aşağı beş yukarı aynı. Bir parti adayını ne için değiştirir? Başarısız diye değiştirir. Başarısızsa hizmet üretmemiştir demektir. Vatandaşın da hizmet üretilmediği için alternatif adaylara yönelmesi gerekir. Ama vatandaşın öyle bir yaklaşımı olmuyor. Kadıköy’de de aynı durum olsa yaklaşım değişmez. Yerel seçimin, yerel seçim atmosferi içerisinde olması gerekiyor.

Peki, Kadıköylüler neden Ak Parti’ye oy versin?

Kadıköy’ün ilçe belediyesi bize ait değil ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin İstanbul’un 39 ilçesine yapmış olduğu hizmet planlaması, yapmış olduğu hizmetler var. Kadıköy’de CHP’li iktidar var ama geçtiğimiz dönemde İstanbul’un 26 ilçesinde Ak Partili belediyeler vardı. Biri Büyükşehir Belediyesi. Bu Büyükşehir Belediyesi ki Kadıköy’e 2004-2009 aralığında 500 trilyonluk yatırım yaptı. Kadıköy Belediyesi’nin yıllık ortalama bütçesi 200 trilyon. Bunun önemli bir kısmı personel gideri. Kadıköy Belediyesi’nin beş yılda bu kadar yatırım yapması mümkün değil. Ama Büyükşehir Belediyesi sadece Kadıköy’e o kadar yatırım yaptı. Ne yaptı diyeceksiniz… Moda’dan Tuzla’ya kadar uzanan sahil bandının özellikle Moda ile Bostancı arasındaki durumunu görüyorsunuz. İnsanlar sabahları orada yürüyüş ve spor yapıyor. Bunu Büyükşehir Belediyesi yaptı. Yapmakla kalmıyor, oranın aynı şekilde kalması için ciddi bir istihdam sağlıyor. Kadıköy’ün iskelelerinin hepsi modernize edildi. İskeleler artık vatandaşın sadece vapuruna binip gittiği yerler değil. Sergi alanlarının olduğu, etrafında çay- kahve içildiği yerler oldu. İsmekler ile Kadıköy’de insanlar çok ciddi anlamda meslek sahibi yapıldı. Özürlüler Merkezi’nden, Kadın Sağlığı Merkezleri’nden birçok insanın istifade etmesi sağlandı. Bir Metrobüs projesi başlı başına Kadıköy’e soluk aldırdı. Kadıköy’den Metrobüs’e binen vatandaşımız, İstanbul’un öbür ucu Avcılar’a 58 dakikada gidiyor.

Selami Bey, seçim kampanyasında katıldığı bir programda  “Biz çok ciddi manada diş sağlığı taraması yaptık” dedi. Diş sağlığı taramasını bizim belediyelerimiz anlatmaya bile değer bulmaz. “Bundan sonra Kadıköy’de ne yapacaksınız?” diye sordular. “Artık Kadıköy butik bir şehir oldu. Butik şehircilik yapacağım. Vatandaşımıza soracağız, evinizin önüne hangi ağacı dikelim, onu dikeceğiz. Bahçenize hangi gülü dikelim, onu dikeceğiz” dedi. Halbuki Kadıköy’ün korkunç yerel sorunları var. En son Kurbağalıdere hadisesini biliyorsunuz. Kadıköy’de hakim olan yerel iktidar, bunu 20 yıldır o ya da bu şekilde yaptırmalıydı.

Kadıköy’de diğer yerlerde olmayan çok önemli bir sorun var. Fikirtepe ile Feneryolu arası bir kilometre ama korkunç bir sosyal statü farklılığı var. Bu uçurumu derinleştiren bir belediye var Kadıköy’de. Kadıköy’ün hiçbir sorunu yok da Kadıköy butik bir kent olacak; çiçeğini, böceğini soracak ve böyle bir sosyal demokrat belediyecilik yapacak… En son Kadıköy Gazetesi’nde bundan 1,5 ay önce Selami Bey’in röportajı vardı. Belediyenin gazetesi kendisiyle röportaj yapmış, olabilir… Kendi muhabiri “Boş vakitlerinizi nasıl geçiriyorsunuz?” diye soruyor. “Kadıköy’ü çok seviyorum. Boş vakitlerimde Bağdat Caddesi’nde oturup, bir kahve içmek en sevdiğim işlerden” diyor. Kadıköy’ü sadece Bağdat Caddesi ve oralardan ibaret görmek doğru değil. Bağdat Caddesi Kadıköy ama Fikirtepe de Kadıköy… Hasanpaşa da, Rasimpaşa da, Yeldeğirmeni de… Başkanın oralara da gitmesi lazım…

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Bu anlattıklarımın herbiri mesaj niteliğinde… Ben Kadıköy’de siyaset yapıyorum. Burası 600 bin nüfuslu, çok büyük bir kent. Özellikle Kadıköylüler siyasi tercihleri noktasında biraz daha sorgulayıcı, biraz daha araştırıcı, istismara dayalı siyasetin arkasına takılmadan, reel siyaset yapmalı. Gerçek anlamda toplumun ihtiyaçlarını karşılama noktasında çaba sarfeden siyasi yapıları daha iyi analiz ederek önümüzdeki seçimlerde karar vermelerini özellikle istirham ediyorum. Kadıköy’de iki yerel seçimi yaşamış bir siyasi parti olarak bir de şunu özellikle rica ediyorum; yerel seçim ile genel seçim tercihlerini ayırdetmeliler. Çünkü Kadıköy’e yazık oluyor.

 s (2)

Uyarı! Bu sitede yer alan tüm içerikler, “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu” uyarınca tescil ve koruma altındadır. Kısmen dahi olsa; basılı şekilde ya da internet üzerinde, izinsiz çoğaltılıp kopyalanamaz, alıntı yapılıp kullanılamaz. Ancak habere aktif link verilerek kullanılabilir...
facebook twitter  
Ana Sayfa | Künye | Reklam | İletişim