Kadir Toprakkaya

Bugün Kuşdili Çayırı’nı hatırlayacaksınız!..

Bugün Kuşdili Çayırı’nı hatırlayacaksınız!..
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

14 yıl önce bugün, 17 Ağustos 1999 Marmara depremi… Resmi olmayan rakamlara göre 50 bin ölü, 100 bin’i aşkın yaralı… Büyük Marmara Depremi’ne adım adım yaklaşılan bugünlerde, Kadıköylüler de büyük bir “felaket”in eşinden döndü.

Yarım milyon’dan fazla nüfusu ve yapılarının yüzde 90’ı çürük olması yönüyle dikkat çeken Kadıköy, olası bir deprem ya da felaket anında vatandaşların toplanabileceği, bir araya gelebileceği ender kamusal alanları arasında yer alan Kuşdili Çayırı’nı geçtiğimiz haftalarda neredeyse kaybediyordu. Kadıköylülerin felaketi sayılabilecek sıcak gelişmede, STK’ların tepkilerinin ardından İBB’nin geri adım atması ile Kuşdili Çayırı’nın yeşil alan olarak kullanılabilmesinin önü açıldı.

İSTANBUL’DA DEPREMDE KULLANILACAK ALANLAR BAKIN NE OLDU!..

İnşaat Mühendisler Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe, İstanbul’da deprem çadır alanı olarak ayrılan boş alanlara alışveriş merkezi ve gökdelenler yapıldığını açıkladı. Gökçe; Ali Sami Yen Stadı’nın, likör fabrikasının ve 16/9 rezidanslarının bulunduğu alanların bunlardan sadece birkaçı olduğunun altını çizdi.

DEPREM ÇADIR ALANI SAYISI ÇOK AZALDI…

Cemal Gökçe, 2002 yılında 470 olarak belirlenmiş deprem çadır alanı sayısının bugün itibariyle 100′ün altına indiğini ifade etti. Deprem sonrası insanların dışarda bir süre yaşayabileceklerini anlatan Gökçe; “Deprem sonrası insanlar dışarı çıkacaklar, belli bir süre depremin artçıları devam edecek. Deprem artçıları devam ettiği sürece insanları evlerine sokmak mümkün değil… Evleri hasar almasa bile insanları evlerine almak mümkün değil, biz biliyoruz ki İstanbul’da deprem olsa birçok yapı yerle bir olacak. Birçok yapı ağır hasar alacak, birçok yapı orta derecede hasar alacak, dolayısıyla bu yapılar oturulamayacak duruma gelecek. Bu tür yapılarda oturan insanların barınabilecekleri yere ihtiyaç var. Bunlar boş alanlar ve çadır kurulacak yerlerdir” şeklinde konuştu.

1(2026)

“ÇOK İÇ AÇICI NOKTADA DEĞİLİZ”…

İstanbul’da hem yapı güvenliklerinin sağlanması, hem de deprem sonrası toplanılacak boş alanların belirlenmesi ve çadır alanlarının kurulmasıyla ilgili çalışma yapıldığını da aktaran Gökçe; “Yapılmış olan çalışma sonrası 470 alan belirlenmişti. 1999-2002 yılı sonuna kadar bu yerler son derece önemliydi. Evlerinde yaşayamayacak, deprem korkusuyla evlerine giremeyecek insanların bir süre barınabilecekleri yerlerdi. Sadece çadır kurulacak yerler yapılmamıştı. Aynı zamanda acil sağlık hizmetine ihtiyaç duyan insanları bulundukları yerlerden alıp, hastaneye ulaştıracak helikopter pist yerleri de belirlenmişti. Ne yazık ki bulunduğumuz zaman itibariyle, 470 çadır kurulacak ve insanların toplanacakları boş alanların önemlice bir kısmı alışveriş merkezine dönüştürüldü, gökdelenlere dönüştürüldü, lüks konutlara dönüştürüldü. 2002 yılında kesinleşmiş çadır kurulacak boş alan sayısının bugün 100′ün altına indiğini ifade etmek istiyorum” açıklamasında bulundu.

VATANDAŞLARIN GİDEBİLECEĞİ ALANLAR KALMADI…

İstanbul’un pek çok bölgesinde vatandaşların gidebileceği alanların kalmadığını belirten Gökçe, “Ali Sami Yen Stadı ve likör fabrikasının yeri, çadır kurulacak yer olarak düşünülmüştü. Alışveriş merkezi ve gökdelenlerin yükseldiği Zorlu’nun yeri, Zeytinburnu Veli Efendi Hipodromu’nun yanı, yine son zamanlarda çokça gündeme gelen, Başbakan’ın da bu kadar yüksek olmaması gerektiğini söylediği 16/9 rezidanslarının olduğu yer, Bağcılar’daki Çınar Olimpia Park Sitesi’nin yeri, Kadıköy’deki meteoroloji binasının yeri, YSE binalarının yeri, uzun süre boş olarak kalan Ford Otosan arazisinin yeri, Bahçelievler’de Star City’nin yeri, Çocuk Esirgeme Kurumu’nun boş alanı bugün alışveriş merkezine dönüştürüldü. Ağaoğlu’nun Bahçelievler’de yaptığı yerler, Bakırköy’deki Atakent Konakları’nın olduğu yer, çadır yeri olarak düşünülmüştü. Bunları ilk anda aklıma gelmiş olan yerler olarak belirtmek istiyorum” diyerek önemli mesajlar verdi.

MALTEPE DOLGU ALANINA DİKKAT!..

Yapıların deprem güvenlikli olmaması kadar, insanların deprem sonrası dışarıya çıktıklarında gidecekleri yerlerin de problem haline geldiğini vurgulayan Gökçe, sözlerini şu şekilde noktaladı: “Maltepe ve Yenikapı’da deniz doldurularak toplanma alanı oluşturuluyor. Oysa açıkça ifade etmek gerekir ki, 17 Ağustos Depremi’nde dolgu alanlarına yapılmış olan yapılar, yaşanan depremlerde tekrar suya kavuştu. 17 Ağustos Depremi’nden bu yana 14 yıl geçmiş olmasına rağmen, çok iç açıcı noktada olmadığımızı ifade etmem gerekiyor.”

2(515)

 

 

Bir Cevap Yazın