Üsküdar'dan Beykoz'a, Şile'den Tuzla'ya, Ümraniye'den Kartal'a   Bütün Anadolu Yakası'nda Sizin Sesiniz
                 
Pandoranın Kutusu Açılıyormu
22 Temmuz’da gerçekleştirilen seçimler nedeniyle sandıklara oy vermek için gidilirken sanılıyordu ki, işçi memur, emekli zor durumda. Gelir dağılımındaki çarpıklıktan halk şikâyetçi. Esnaf siftah yapamıyor, KOBİ’ler sıkıntılı. Çiftçi kan ağlıyor, ürünü para etmiyor. Büyük şehirlere göç edenler zor durumda. Dinin politikaya alet edilmesinden herkes rahatsız. Cumhuriyet mitinglerine çok sayıda katılıma, evlere, işyerlerine asılan bayraklara bakarak AKP iktidarının sonu geldi, deniyordu…

Oysa seçim sonuçları, halkın AKP iktidarından ve icraatlarından memnun olduğunu ortaya koydu. AKP; parti örgütüyle, yan kuruluşlarıyla, gönüllü kuruluşlarıyla, medya ve büyük sermayenin desteğiyle büyük bir fark yakalayarak, seçimlerden galip çıkan parti oldu.   

Seçimlerden hemen sonra görüldü ki:

Sürdürülemez tercihler yapıldığını anlıyoruz. Faaliyet dışı gelirlerde yolun sonuna gelindi. Piyasaların fiyakası bozuldu. Olumlu beklentiler tükendi.  

Yatırımcının kulağına kar suyu kaçtı, fazla risk almasına gerek yok.

Yabancı sermayeye şirin görünme devri bitti. Piyasalar kurudu.  

Bu ortamda, sorunlara ‘yaratıcı akıl’ ne yapıp edip bir çözüm buluyor. Daha dün büyük yıkıma yol açan 17 Ağustos depremi gösterdi ki; binalar çürük ve denetimsiz. Tehlike, ‘ geliyorum ‘ diyor. Oysa söylenen, “depremle yaşamayı öğrenmeliyiz”.  

Peş peşe iki ekonomik kriz yaşanıyor. Geniş kesimleri yoksullaştıran, ülkemiz kaynaklarını yabancılara aktaran, düşük kur, yüksek faiz politikalarıyla ülkemizin borçlanmasını artıran ve adına ‘mali disiplin’ dedikleri İMF’ ye dayalı ekonomi politikasıyla yaşamaya alışın, deniyor..  

Bölücü terör ülkeyi kasıp kavuruyor. Sınır ihlalleri, bombalar, saldırılar, uzaktan kumandalı mayınlar, tuzaklar... Şehit vermediğimiz gün yok. Bize en tepelerden söylenen, “Terörle yaşamaya alışmalıyız”.  

Ormanları yakıp, içine üniversite binaları dikiyorlar. Su havzalarına villa, dere kenarlarına ev… Nerede bir yeşil alan kalmışsa oraya imar ruhsatı veriliyor. Ülkeyi bu yönetim anlayışı kuruttuğu gibi bir de küresel iklim değişikliği ile kuraklık ülkeyi kasıp kavuruyor. Göller, barajlar çekiliyor, akarsular, nehirler kuruyor. Tarım alanları çöle dönüyor. Ziraat Mühendisleri Odası açıklamalarda bulunuyor. Üç bakan bir araya geliyor. Üç saat toplantı yapıyorlar ve sonuçta “kuraklık yok”, “diş fırçalarken suya dikkat”ten öte mesaj çıkmıyor…  

Melih Gökçek “ananızın yanına gidin” diyor. Bilim başka söylüyor… Siyaset başka. Şimdi Ankara susuz, sırada İstanbul var. Ardından elektrik kesintileri başlayacak. Sorunlara ‘yaratıcı akıl’ ne yapıp edip bir çözüm buluyor.

Gelelim ekonomide genel görünüme…

Olumlu olarak gösterebileceğimiz başlıklar; enflasyonun azalması, bütçe açığının gerilemesi, eksi olan büyüme rakamlarının + yüzde 5’lere çıkması, faiz oranlarının eskiye göre düşmesi (reel faizde ciddi bir gerileme yok), ihracatın artması (ithalat daha fazla ve ithalata dayalı bir ihracat söz konusu). Ayrıca faiz dışı fazla konusu.

Bundan sonra neler olacak? Ne yapmalı?

Piyasaların fiyakasının bozulduğunu söylemiştik. Bu ortamda cari açık nasıl finanse edilecek? Şimdi kaynak bulmak için zorlanacaklar. Dolayısıyla bu işin bir maliyeti var. Peki, bu maliyeti kim ödeyecek? Enflasyon hortlayacak. Enerji, su, sebze-meyve, hububat fiyatları artacak. Faizler yükselecek. Varlık fiyatları aşağı inecek. İçerde talep daralacak. Üretim zaten azalmaktaydı, daha da azalacak. Ticaret hacmi azalacak. Bütçe açığı büyüyecek. Yabancı sermayeye şirin görünme devri kapanacak. İşsizlik artacak, itaatsizlik de artacak. Artık seçmenin oyunu almak için kömür, erzak, yardım paketleri de yetmeyecek.  

İçinde bulunduğumuz durumu hâlâ anlayamamış olanlar da olacaktır. Onlar, “IMF’siz gitmeyelim, yapısal sorunlara ağırlık verelim” cinsinden açıklamalar yapacaklar ve birileri bunları olumlu adımlar olarak tartışacaklardır. Bu kıtlık ortamında Allah onlara da akıl kıtlığı vermesin. Bu koşullarda yerli üreticiyi koru(ya)madığınız sürece yapısal sorunlar çözülemez. Vergi reformu, sosyal güvenlik reformu, siyasal reformlar yapamazsınız. Günümüzde tek değer para! Paranız yoksa allami cihan olsanız da havadır, hava…

Herkesin bir istikrar önerisi var ama istikrar tanımlaması farklı. ABD ve AB’nin istikrar önerilerinde Türkiye’yi korkutacak “öcüleri” de var. Uyumcular, yabancıların nasihatlerinin dışına çıkmaz. Bir zamanlar Osmanlılara uygulanan yöntemin aynısını yine devam ettirecekler.  

Oysa Türkiye’nin; kaynakları bol, Orta Doğu, Kafkaslar ve Orta Asya ile AB - ABD arasında bir köprü, Müslüman ve Hıristiyan dünyalar arasında bir köprü, fakir güney ile zengin kuzey arasında bir köprü, doğu ve batı arasında bir köprü, merkezden yönetilmiş ülkelerle piyasa ekonomisi uygulayan ülkeler arasında bir köprü.

Türkiye, bu durumunu kendi ekonomisini güçlendirmek, halkına refah ve huzuru yaymak için kullanması gerekirken, Batı’nın (AB-ABD) kendine biçtiği rolü üstlenmesi akıl dışı bir davranıştır. Türkiye’nin birikimine, gücüne ve potansiyeline inanan bir hükümet, bu durumu kolaylıkla değiştirebilir.  

Genel bilgiler doğrultusunda yukarıda genel görünümü ortaya koymaya çalıştık.  Makro açıdan, siyaset ve ekonomik beklenti içerisindeki kesimler, durumunu gözden geçirecektir. Mikro açıdan yatırım yapacak ya da bir ekonomik eylemde bulunacak girişimci ve yöneticiler, karar vermeden önce genel duruma bakarak, kısa ve orta vadeli gelişmeleri dikkate almalıdırlar.  

Kaynakça

Tevfik GÜNGÖR, 24 Temmuz 2007 Salı, Dünya, s.2

Hikmet BİLA, 5 Ağustos 2007 Pazar, Cumhuriyet, s.3

Prof. Dr. Şükrü KIZILOT, 13 Temmuz 2007 Cuma, Cumhuriyet, s.9

Prof. Dr. Özer ERTUNA, KOBİ Girişim, Ağustos 2007, s.17

Uğur CİVELEK,  Ekonomi Politik, 17 Ağustos 2007, Avrasya TV. 20.00
 

 
 
Sik Kullanilanlara Ekle | Internet Sitesi Üyeligi | Reklam | Künye | Iletisim | Bize Ulasin
Bu site Kadiköy Life Dergisi 'nin resmi internet sitesidir. Dergimizde ve sitemizde yayinlanan reklamlarin sorumlulugu reklam sahiplerine aittir. Internet sitemizde Kadiköy Life Dergisi yazarlarina ait hiçbir yazi ve fotograf izinsiz, kismen yada tümüyle yayinlanamaz. Dergimize ait her içerigin tüm hakli saklidir.

Kadiköy Life' in hiçbir kurum ve kurulusla dogrudan veya dolayli baglantisi yoktur. Her türlü öneri ve elestirileriniz için burayi tiklayarak bize ulasabilirsiniz. Web Site Tasarim : Emrah Özdüven