|
Denizci olarak çok mutluyum. Kadıköy Life, Eylül–Ekim 2007 sayısında deniz fenerlerini kapak yaptı. Konuyu oldukça ayrıntılı inceledi ve sayfalarında geniş bir şekilde yer vererek, bizlere sundu. Bu güzel çalışma için başta Kadir Toprakkaya olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Fenerlerle beraber denizcilikle ilgili bazı mesajların da verilmesi çok önemliydi.
Dergimizin Eylül–Ekim 2007 sayısında dikkat ettim. Kapak yapılan fenerler konusundan başka, iki denizcilik konusu (Sirkeci–Harem artık 8 dakika ve Caddebostan Balıkadamlar Spor Kulübü’nün şampiyonluk kutlaması) haber yapılmış.
Kadıköy Life’ın yayın hayatına başladığından günümüze kadar geçen süreçte yayınlanan 17 sayısının kapaklarına şöyle bir göz attığımda, derginin 10 sayısında deniz bir şekilde kapaklarda yer almış. Bu sayı yüzde 50’den fazladır ve benim hiçbir şekilde yönlendirmem olmamıştır.
Biz denizciler; büyüğümüz ve küçüğümüz, sivili ve askeri, büyük bir heyecanla, her zaman ve her fırsatta denizin ve denizciliğin önemini ifade etmek, halkımızın dikkatlerine sunmak isteriz. Bunun için bıkıp usanmadan aynı heyecanla çaba gösteririz.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, “…denizciliği Türkün büyük ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız.” sözleri denizciler için değişmez ülkü olmuştur.
Ayrıca, Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin’in “Denizlere Hakim Olan Cihana Hakim Olur”sözlerini gerçekleştirmek için çalışmış, çalışmaktayız.
* * *
“Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin bu özelliğinden ekonomik, sosyal ve askeri alanlarda yeterli olarak yararlanıyor muyuz?” sorusu, denizcilikle uğraşanların üzerinde çalıştığı başlıca konudur. Bu kapsamda, “Denizci Millet, Denizci Ülke”konusu daima sorgulandı. Analizler yapıldı, öneriler dile getirildi, çalışma ve uygulamalar yapıldı. Bu çalışmalar bugün de devam ediyor.
Bir ülkenin coğrafyadaki varlığı, diğer bir söylemle toprakları, sadece karadaki toprakları ile sınırlı değildir. Halk arasında, bir ülkenin dünya üzerindeki coğrafi varlığı, karadaki topraklarından ibaretmiş gibi bir anlayış vardır. Benim burada kuvvetle vurgulamak istediğim, bir ülkenin karası ne ise, karasuları da aynıdır. Kesinlikle bir ülkenin mülküdür. Ülkeler karasularından en üst düzeyde yararlanmak için yoğun çaba harcarlar. Karasularında, besin vardır, doğal kaynaklar vardır. Hatta, bazı ülkeler denizin değerini o kadar fazla bilmektedirler ki, ilgilerini karasularının dışına taşıyarak, denizlerin uluslararası sular dediğimiz kısımlarında fayda sağlamaya çalışmaktadırlar. Denizlerin nimetlerini fark edememiş devletler ve halkları bunun sonucu olarak, deniz ile ilişkilerini geliştirmemişlerdir. Üzülerek ifade ediyorum, ülkemiz de halkıyla beraber bu kategoridedir.
* * *
Konu deniz ve denizcilik olunca, gözüm, kulağım ve beynim bu konuya hemen yoğun bir şekilde odaklanıyor. Denizi ve denizciliği engelleyici, zarar verici, kısacası olumsuz olarak etkileyen her şey dikkatimi çekiyor. Geçen gün Kadıköy meydanındaydım. Meydan her zaman olduğu gibi hareketliydi. İki vapur iskelesi arasına, tam deniz kenarına paralel çarşı yapmışlar. Meydan’a daha canlılık gelmiş… Ama denizci olarak baktığımda, güzel değil. Çünkü metrelerce sahil kapatılmış. İnsanların denizi ve manzarayı görmesi engellenmiş. Halkın deniz ile irtibatı kesilmiş. Dükkanların arkasından, deniz tarafından bakınca, çirkin bir manzara gözümü rahatsız etti. Durumu çektiğim fotoğraflarla da sizlere göstermek istedim.
Kadıköy Meydanı’ndaki bu yeni oluşum, denize yaklaşımımızı, diğer bir ifade ile Denizci Millet, Denizci Ülkeanlayışımızı çok güzel yansıtıyor. Bu örnek dahi, daha çok yol almamız gerektiği göstermekte. Ben ilgililere OLMAMIŞ diyorum. Böyle bir proje için başka bir yer bulunamaz mı? Şehri yönetenlere, şehir planlamacılarına ve kısaca tüm yetkililere seslenmek istiyorum. ”Kadıköy ve deniz iç içedir. Lütfen bunu engellemeyin.”
* * *
Haydarpaşa Garı ve civarının ideal bir deniz müzesi konumunda olduğunu tekrar (Kadıköy Life’ın Temmuz-Ağustos 2006 sayısında, Gelin Haydarpaşa Garı’nı Deniz Müzesi yapalım başlıklı yazımda önermiştim) ifade etmek istiyorum. Burada, dünyada birçok ülkesinde örnekleri olan Denizcilik Teknolojisi Müzesi (Maritime Science Museum) özelliğinde bir müzenin yapılmasının Türkiye’nin denizciliğine büyük katkı sağlayacağına inanmaktayım. Bu konuda Deniz Ticaret Odası’nın önderlik etmesi beklentisi içindeyim.
* * *
Öncelikle milletin denizi algılaması çok önemlidir. Millet denizi yaz geldiğinde, karşısında yemek yemek, yüzmek veya balık için hatırlıyorsa, yapılacak çok şey var demektir. Yapılacakların belirlenmesi için de şu sorular aklımızdan süratle geçer:
Ülkemizin denizlerden nasıl fayda sağlayabileceği, tam denizcilik tabiri ile deniz alaka ve menfaatleri belirlenmiş midir? Denizcilikle ilgili bugüne kadar neler yapılabilmiş, bundan sonra da neler yapılmalıdır? Ekonomik bir değer olarak denizin nimetlerinden ne kadar faydalanıyoruz? Bu yeterli mi? Deniz taşımacılığı, karayolu taşımacılığına göre yedi kat ve demiryolu taşımacılığına göre üç kat daha ucuzdur. Deniz taşımacılığından neden daha fazla yararlanılmıyor?
E. Dz. Kur. Alb. YILMAZ DALKANAT |