Nusret Karaca

Dünya Emekçi Kadınlar Günü üzerine

Dünya Emekçi Kadınlar Günü üzerine
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Emek, hak, hukuk, özgürlük; ne güzel ve içi dolu kavramlar… Her 8 Mart, Haliç kıyılarındaki fabrikalarda 12 Eylül 1980 öncesinin emekçi kadınları gelir aklıma. Öncelikle de Cibali Tütün Fabrikası’nda çalışanlar. Ve de A. Kadir’in “Cibali” şiirinden birkaç dize dökülür dudaklarımdan, yanaklarıma süzülen iki damla gözyaşı ile birlikte…

Cibali dendi mi aklıma ilk siz gelirsiniz kadınlar,

Kiminizin beş çocuğu, kiminizin nar gibi yanakları var.

Parmaklarda tütün kokusu,

Tütün kokusu pazen entarilerde…

*      *      *      *      *

Yıl 1857, günlerden 8 Mart. New Yorklu 40 bin kadın emekçinin sömürüye direniş günü… Grev, polis saldırısı, yangın… Sonuç, 129 emekçi kadının yaşamını yitirmesi. 1910 yılında II. Enternasyonel’in Kopenhag toplantısında Alman Sosyal Demokrat Parti’nin “Kadın Sorunu” uzmanı Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” ilan edildi. Kadın devrimciler Aleksandra Kollantay, Clara Zetkin ve Rosa Lüksemburg’un kadın hakları konusundaki mücadeleleri ise anılmaya değerdi.

Birleşmiş Milletler, 1977 yılına kadar “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak bilinen bu anlamlı günü dünyada “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlamaya karar verdi. Dünya kadınları ikiye bölündü. Bir kısmı 8 Mart’ı özgürleşmenin, sömürüye başkaldırının başlangıcı olarak görürken; bir kısmı için ise 8 Mart, kapitalist sistemin kadını bir günlüğüne güzelleştirip özelleştirdiği bir gün özelliği taşımaya başladı.

Bir Cevap Yazın