Kadir Toprakkaya

Enis Fosforoğlu: Kırgınlığın romantizmi bitti, kızgınız!

Enis Fosforoğlu: Kırgınlığın romantizmi bitti, kızgınız!
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Usta tiyatrocu Enis Fosforoğlu, Kadıköy Life Dergisi’ndeki köşesinde “Kırgınlığın romantizmi bitti, kızgınız! Ama, öğrenilmiş çaresizlik de kaderimiz değil!” dedi.

İşte, O’nun “Merhaba” diyerek başladığı, “Kırgınlığın romantizmi bitti, kızgınız!” başlıklı köşe yazısı…

*      *      *      *

Merhaba,

Bildiğimiz ve yaşadığımız yaz mevsimlerinde stres azalır, bedene tatil verilir, ruhlar dinlendirilirdi. Çalışanların yaz aylarında birbirlerine sorduğu sorular; “İzine ne zaman çıkıyorsun? Tatilde neredesin bakayım?” türünden olur, ekonomik sorunlarla hiç ilgisi olmayanlar da dönüşte bize İbiza’dan Maldivler’e turistik anılarını anlatırlardı. Tempo azalır, ağır çekim bir ritimde yaşanırdı Temmuz, Ağustoslar…

Farkında mısınız, artık yazlar bile sert yaşanıyor. Kanırtıyoruz hayatı, kasıyoruz kaslarımızı ve boyun fıtığı olmayanlarımız bile ruh fıtığı oluyor. Kırgınlığın romantizmi bitti; kızgınız!.. Ekonomi mi neden? Siyaset mi? Sosyolojik mi bu halimiz? Neden genç kız mutluluk hayalleri yerine evlilik hayalleri kuruyor? Azıcık aşım, ağrısız başım kaderciliği yavaş yavaş yerini sorgulamaya bırakıyorsa (ki bu iyi bir şeydir) biz mi değiştik, yoksa nedenleri mi var?

İlkbahar ıskalandı, yanaklar pembeleşirdi heyecanlanınca; artık duygularımız bizi morartıyor. Şiirlerimizi, şarkılarımızı bize hangi neden unutturdu? Masumiyetimizi yok eden kim? Değerbilir bir toplumdan hoyrat insanlar topluluğuna kim geçirdi bizi? Her şeyden kuşku duymak, bizim gibi düşünmeyene hakaret etmek. Bu kavramları bilgisayara versen aygıt “error” veriyor. Zaten Errorist’ler çoğaldı (!)

Enis Fosforoğlu enis-fosforoglu-kadikoy-life-koseyazisi-3

Bilmem anlatamıyabiliyor muyum ama bir öykü ile bitireyim:

Tek başına yaşayan bir adamın penceresine bir kırlangıç konup, gagasını cama vururmuş her gün. Adam rahatsız olup, pencereyi bile açmazmış. Kırlangıç her sabah pencerede ve tik tik tik üç gaga vuruşu… Bu öykü değil de masal olsa, dile gelip  “Açsana şu pencereyi” diyecek kırlangıç.

Sonra beklemekten usanmış, vazgeçmiş ve uçmuş gitmiş kırlangıç sürüsü ile birlikte… Adam yalnızlığına devam ederken gözünün önünden gitmemiş o minik kuş. Pişman olmuş, içeri bile alabilirdim onu diye düşünür olmuş. Mevsim değişince yeniden gelmiş sürü. Fakat o yok! Küstü diye düşünmüş, her sabah beklemiş adam. Yok! Hayvansever bir arkadaşına telefon etmiş, anlatmış durumu. “Ne zaman olmuştu senin bu davranışın?” diye sormuş adam. “Sekiz ay kadar oldu” demiş. Dostu yanıtlamış: “Kırlangıçların ömrü altı aydır.”

*   *   *   *

Bakmayın yazın sert geçtiğine; insanlığı sevgi kurtaracak, hoyratlık değil…

Öğrenilmiş çaresizlik de kaderimiz değil!

Sevgilerle…

Enis Fosforoğlu enis-fosforoglu-kadikoy-life-koseyazisi-2

Bir Cevap Yazın