Kadir Toprakkaya

Kadıköylü mimar Arif Atılgan’dan bayram nostaljisi…

Kadıköylü mimar Arif Atılgan’dan bayram nostaljisi…
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Yeldeğirmeni’nde yaşadığımız çocukluk yıllarımdaki bir Şeker Bayramı sabahında, bir gün önce yastığımın altına koyduğum yeni ayakkabılarımla uyanmıştım. Her ne kadar yeni giysiler bizi mutlu ediyorsa da, yeni ayakkabıların verdiği mutluluk duygusu bambaşka bir şeydi… Köselesinin kokusu, derisi, boyası, başka türlü bir şeydi ayakkabılar...

Sabah, 3(195)babamızla önce Rasimpaşa Camisi’nde bayram namazı, sonra evde bayramlaşma ve kahvaltı sonrası kendimizi sokağa atmıştık. Önce Taşlıbayır Sokak’taki teyzeme gitmiş, onun el öpme karşılığı verdiği mendili almıştım. Daha sonra Kadıköy Çarşısı’nda Ermeni Kilisesi’nin hemen arka sokağındaki akrabalarımıza ve ardından yakınlarda oturan diğerlerine gitmiştim. Kiminden harçlık, kiminden mendil, kiminden şeker almış ve kişisel bayram görevlerimizi bitirmiştim. Artık evdekilerle daha uzaklardaki yakınlarımıza gitmek üzere hazırdım.

Uzunhafız Sokağı’nın, evimizin bulunduğu Karakolhane Caddesi ile tren yolu arasındaki bölümünde arkadaşlarımızla vakit geçirirken, bir arkadaşımız topunu getirdi. Top oynamak, bizler için bağımlılık gibi bir şeydi… Arkadaşlarımız çoktan takımları kurmuştu. Ben bir yandan yeni ayakkabılarıma bakıyor, bir yandan evde yiyeceğim zılgıtı düşünüyor ve onlara “Oynamayacağım” diyordum. Ancak sonunda dayanamamış ve oynamayı kabul etmiştim. Kaleci oynarım, topa ayağımı sürmem diye düşünüyordum. Ama sonunda tüm bağımlılar gibi her şeyi unutmuş, bağımlısı olduğum topa kendimi vermiştim.

Akşam olduğunda üst baş perişan, ama en önemlisi ayakkabılarım sanki bir yıl eskimiş gibi olmuştu. Bir yandan yepyeni ayakkabılarımın berbat halini, bir yandan evde başıma gelecekleri düşünüyordum. Yaşamımızda sürpriz olmazdı. Başımıza ne gelecekse gelirdi. Ama tek sürpriz, evlerde çocukların Hızır’ı olan aile büyüklerinin olması idi ve bizim evde de anneannem vardı. Anneannem sayesinde o geceyi ucuz atlattım.

Şeker Bayramı denince o günü, bir de bol bol şeker yediğimizi anımsarım. Her ne kadar Ramazan Bayramı deniyorsa da, benim gibiler için Şeker Bayramı olmuştur bu bayram…

HERKESİN ŞEKER BAYRAMINI KUTLARIM...

Arif Atılgan

2(507)

1(2007)

Bir Cevap Yazın