14. Kadıköy Tiyatro Festivali
 Elif Kıralioğlu

14. Kadıköy Tiyatro Festivali

14. Kadıköy Tiyatro Festivali
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Merhaba Sevgili Kadıköylüler,

Bundan böyle sizlerle bu köşeden çeşitli konularda birlikte olacağız. Yaşaması ayrıcalık olan bir Kadıköylü olarak burada sizlerle buluşuyor olmaktan dolayı çok mutlu ve heyecanlı olduğumu belirtmek isterim. Bana karşılaştığınız çeşitli olaylarla, sorunlarla, beğendiğiniz, beğenmediğiniz her konuda yazabilirsiniz. Ayrıca yazılarımla ilgili önerileriniz de olur ise memnuniyetle dinlemeye hazırım.

Bildiğiniz üzere Kadıköy Belediyesi, semtimizde çeşitli etkinlikler düzenliyor. Belediyemizin ev sahipliğinde düzenlenen bu etkinlikleri şahsen kaçırmıyorum ve Kadıköy Belediye’sine kültür sanat alanında hizmet verdiği ve duyarlılığı için şahsım adına çok teşekkür ediyorum. İlk yazımda da 8 Agustos tarihinden itibaren sürmekte olan 14. Kadıköy Tiyatro Festivali’ni konu almak istedim. Kadıköyümüzün en güzel parklarımızdan Özgürlük Parkı’nda yer alan Amfi Tiyatro’da gerçekleşen festivalde tüm oyunlar ücretsiz olup, oyunların her biri için parkın içinde bulunan Açık Hava Tiyatro gişesinden davetiye temin ediliyor ve her gün sadece o gün düzenlenen oyun için davetiye alınabiliyor. Gişede kuyruk oluştuğu için tavsiyem oyun saati başlamadan en az bir saat evvel orada bulunulması. Davetiyenizi aldıktan sonra oyun başlama saatine kadar bu güzel yaz günlerinde parkta yürüyüş ya da kahvenizi çayınızı içerek vaktinizi keyifle değerlendirebilirsiniz.

Bir tiyatro sevdalısı olarak sıcak Ağustos akşamlarında ağaçlarla çevrili amfi tiyatroda, açık havada yıldızların altında oyunları izlemek çok daha keyifli geldi bana. Bu hafta İstanbul’da olan tiyatro severler için oyunları izlemeyi şiddetle tavsiye ediyorum. Son oyun 18 Ağustos tarihinde sahnelenecek. 9 Ağustos tarihinde Kumbaracı 50 tiyatro grubunun Yalınayak Müzikhol oyununu izledim. Yüzlerce kişinin geldiği oyunda amfi tiyatro merdivenleri dahil tamamen doluydu. Yaklaşık üç saat sürmesine rağmen zamanın nasıl aktığını anlamadım, oyuncular sıcak seyircileri daha sıcaktı. Oyun boyunca 15 dakika ara dahil sürekli aramızda olan oyuncular performanslarını seyirciler ile içiçe interaktif şekilde sergilediler, ara ara seyirciler ile selfie bile yaptılar. Satırlarca yazabilirim görüşlerimi ama sizlere kısa bir özet geçmek istiyorum.

Şarkılı, türkülü, danslı grotesk* ögelerle süslü oyun her biri şahsına münhasır karakterlerden oluşuyor. Müzikholdeki karakterler bize toplumun hep bildiğimiz, aslında çoğunu da sevmediğimiz karakterlerini ironi ile epey eğlenceli şekilde sunuyor. Ekibin sloganı “Hayaller Moulin Rouge, gerçekler Yalınayak Müzikhol”. Oyunun sunucusu stand up formatında eğlendirerek karakterleri tek tek sahneye davet ediyor. Örneğin; Yeter Artık, Hasbel Kader, Tutku Su Sır, Hakkı Yendi, Sevgi Seli, Keyfe Keder, Can Hıraş.. Mecburen çalışmak zorunda olan şarkıcılar, dansçılar, çalışanlarına köle muamelesi yapan patron, zorla komik olmaya çalışan bir diğer karakter, yapımcı peşinde koşan ve bunun için herşeyi deneyen bir popçu, bir diğeri yaşam koçu, değer yargılarını eleştiren bir diğer karakter, patronun kızı.. Tüm bu karakterler enteresan ve absürt gibi görünse de her şartta hayata tutunmalarından, hayatlarında tecrübeledikleri hikayelerinden ders çıkarıyoruz, gülüyoruz, hüzünleniyoruz. Tek ortak özellikleri var, yalınayak olmaları ve her birinin yalınayak oluş sebebini farklı şekilde açıklamaları. Oyun başlarken bizlerden “sevgi duruşu”nda bulunmamızı istiyorlar ve ayrıca yanımızdaki tanımadığımız insanlara sarılmamızı istiyorlar ve sarılıyoruz. Daha sonra Keyfe Keder karakteri herbirimizin günlük sorunlarına, içinde yaşadığımız toplumun problemlerine, dertlere endişelere, hayatı sorgulamalarımıza karşı hep birlikte en kalın sesimizle “toooo” dedirtiyor ve gerçekten bir rahatlama hissi oluşuyor, eminim ki bunda yüzlerce insanın birarada olup aynı anda “toooo” demesinden doğan sinerjinin etkisi büyük. Bu tip etkileşimli kısa aksiyonlar, özlü düşündüren sözlerden bolca var oyunda.

Kadıköy Tiyatro Festivali

Oyuncular seyircilerle kaynaşıyor, seyircileri de birbirleriyle kaynaştırıyor oyun. Denir ya güldürürken düşündüren, hüzünlendiren diye, aynen öyle. Şöyle söyleyeyim, seyirciler birbirinin kahkahasına kahkaha attı, bu denli hissettik o karakterleri. Oyuna içtenlikle eşlik ettik, her bir karakterin kendine ait şarkısı vardı; o hep bildiğimiz dilimizden düşmeyen Duydum ki Unutmuşsun, Dilek Taşı gibi bazıları türk sanat müziği dalında eski şarkılar, bazıları fantezi, bazıları günümüzün pop şarkılarını sesleri ve yorumları da güzel olan ve kendilerine özgü şekilde okuyan oyuncularla birlikte coşkuyla söyledik.

Kostümleri de ayrıca renkli ve eğlenceliydi; “ne bulduysak giydik” diyen oyuncuların her birinin kostümü karakterleriyle birebir uyumluydu, leopar desenli taytlar, kafaya kondurulan büyük maket kuşlar, yaldızlı parıltılı gömlekler, dansöz kıyafetleri.. karakterleri daha da iyi anlamamızı sağlıyor. Sıradan olmayışından etkilendiğim bu muzikli oyunda emeği geçen herkesi kendi adıma tekrar tekrar alkışlıyorum! Önümüzdeki aylarda çeşitli tiyatro sahnelerinde sergilenecek oyunu izlemenizi öneriyorum. Koşturmalı ve bazen stresli günlerimizde çok iyi geleceğine, havanızın değişeceğine inanıyorum sevgili Kadıköylüler zira ben hatırladıkça hala gülüyorum. Benim bildiğim 29 Ağustos tarihinde Uniq Açık Hava Sahnesi’nde oyun sahnelenecek.

Festival kapsamında bu hafta performans sergileyecek oyunları hatırlatmak amacıyla bir de ben sizinle paylaşayım:

15 Ağustos Pazartesi: Ne Ala Temaşa / Doğaçlama Kabare

16 Ağustos Salı: Uşak, Kral ve Ötekiler / Bo Sahne

17 Ağustos Çarşamba: Sadece Diktatör / Emek Sahnesi

18 Ağustos Perşembe: Markopaşa Müzikali / Süheyl&Behzat Uygur Tiyatrosu

* NOT: Grotesk; varlıkların absürt özelliklerle yeniden tasviri ile dünyaya ait olmayan bir olgu haline getirilme sanatıdır. Dünyayı eğlenceli hayali bir alana götüren, içinde esrarengiz, tekin olmayan güçlerin egemenliğinin yansıdığı, kaba gülünçlüklerden tuhaf şakalaşmalardan yararlanan aslında bir araya gelmez gibi görünen bağdaşmaz şeylerin, mesela trajikle komiğin, adilikle yüceliğin bir oyun havasında birleştirilmesi. (“Vikipedi”)

Sevgiyle kalın…

Görüşmek dileğiyle,

ELİF KIRALİOĞLU  ([email protected])

Bunu paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •   
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir