Emre Kongar ve “Tarihimizle Yüzleşmek”…
 Kadir Toprakkaya

Emre Kongar ve “Tarihimizle Yüzleşmek”…

Emre Kongar ve “Tarihimizle Yüzleşmek”…
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Sabahın ilk ışıklarıyla yeni doğan güne “merhaba” diyebilmek kadar mutluluk verici ne olabilir ki… Sağlıklı bir ruh yapısıyla uyanmak, yeni doğan günün umutlarını kucaklamak, gün boyu “an”ların tadına varabilmek için kanat çırpmak…

Baharın yazla kucaklaştığı, aradaki günlerin birinde sabahın ilk ışıkları ve serinliğinde, kuş sesleri arasında kâğıdım ve kalemimle kucaklaşıyorum Kızıltoprak Öğretmenevi’nde… Yanımdan hiç ayırmadığım sırt çantamda “Tarihimizle Yüzleşmek” adlı kitaba uzanıyor ellerim…

Bir haftadır sayfaları arasında gezintim sürüyor. Duraklardaki kayıp zamanın dışında bir tarih öğretmeni olarak tarihle yüzleşmek, bir daha ve bir daha yüzleşmek… Yanlış yapmamak, yanlışa ve yalana alet olmamak için… Bilginin sınırı yok. Bir şeyler, bir şeyler daha katmalı usuma… Katılmalı…

Tarihe bakılırken genellikle hangi yanlışlar yapılır? İnsanlar tarihe neden yanlış bakar? sorularına takılıyorum bir eğitimci olarak… “Tarih, toplumsal bilimlerin laboratuarıdır. Bana kalsa, her türlü toplumsal bilimler eğitimi için tarih okunmasını zorunlu kılardım” diyor Emre Kongar… Ve bir soru soruyor hem kendine, hem de okuyucularına… “Hangi tarih?”

Kongar’a göre kasıtlı, bilinçli, cehaletten, ideolojiden kaynaklanan, ayrıca ele alınan olay ve olguları genel tarih ve dünya bağlamı dışında soyut biçimde, dünya konjonktüründen ve soyut tarihsel süreçlerden yalıtarak irdelemek, insanların tarihe bakış açılarındaki yanlışlıklar…

Geçmişin bugünkü kavramlar ve terimlerle irdelenmesi de tarih incelenirken yapılan diğer yanlışlıklar arasındadır. Kongar, kitabında yer verdiği konuların genellikle ya dışlanmış ya da saptırılmış gerçeklere ilişkin olduğunu belirtirken, amacının okurlarına (hangi ideolojik ya da siyasal çözümden yana tavır koymuş olurlarsa olsun) doğru, nesnel ve tarihsel gerçeklere dayanmalarını sağlamaya yardımcı olmak olduğunu belirtiyor.

“Çalışmamda özgün olan taraf bilgiler değil, bu bilgilerin birbirleriyle ilişkilerinin kurulması ve belli bir sistematik içinde yorumlanmasıdır” diyor Emre Kongar… Kitabında siyasi dönemlere ya da olaylara ait çeşitli sorulara tarafsız, gerçekçi yanıtlar ve açıklamalar getirmeye çalışması, “Bir toplum bilinci” kimliğiyle örtüşüyor Kongar Hoca’nın…

M. Kemal Atatürk; “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir” sözüyle ne güzel anlatıyor “gerçek tarih”in gerekliliğini… Hangi düşünceden olursa olsun, çeşitli kaynaklardan ve değişik yazarlardan “gerçek tarih”i araştırıp “Tarihimizle Yüzleşmek”, gelecek nesillere zengin tarihimizi miras bırakabilmek, gerçek bir tarihçi, gerçek bir toplumbilimci olarak “çok satan” a değil, “çok doğru”ya yönelmek…

Tarihin bize yüklediği sorumluluk da bu olsa gerek! Yüce önderimizin girişimiyle 15 Nisan 1931’de kurulan Türk Tarih Kurumu’nun amaçlarına ve çalışmalarına bir bakmak yeter… Tarihimiz, bizim “yol hikâyemiz” aslında… Ve biz o yolun ne kadarını alabildik 75 yılda…

Kendimizle de bir yüzleşebilsek!

 

 

Bunu paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •   
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir