Jale Özen “Pür Cadı” ile yazarlığa adım attı…
 Kadir Toprakkaya

Jale Özen “Pür Cadı” ile yazarlığa adım attı…

Jale Özen “Pür Cadı” ile yazarlığa adım attı…
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Kadıköylü tanınmış pilates eğitmeni Jale Özen, ilk yazarlık deneyimi olan “Pür Cadı ve Elma Marmeladı” adlı masalını okurlar ile buluşturdu.

Pilates sporu kadar yazarlıkta da iddialı olduğunu sürükleyici masalı ile ortaya koyan Yazar Jale Özen, kitabının yayınlanmasının ardından ilk röportajını Kadıköy Life & Haber İstanbul ekibine verdi. İşte özel röportajın tüm ayrıntıları:

Neden “Pür Cadı” diye bir kahraman oluşturdunuz, nasıl doğdu Pür Cadı?

Pür Cadı, aslında benim içimdeki çocuk… Büyüsem de içimde kalan çocuğun adı… Her duyguyu pür  konsantrasyonda yaşadığı için, adı falanca filanca cadı değil de, Pür Cadı oldu…

Uzun zaman o Pür Cadı ile yattım kalktım. Önce büyüklere masalların kahramanıydı Pür Cadı; ancak bu seriyi daha sonra ele almayı daha uygun buldum. Belki masal Pür Cadı büyüdükçe, kahramanları da büyür (gülümsüyor). İçine ergen dünyanın insanları girmeye başlar. Ancak şimdilik içimdeki çocuğun dünyasında kalmaya karar verdim. Pür Cadı, tek bir masal değil, uzun bir seri… Sırayla çıkacak masallardan oluşacak, ancak öngördüğüm süreç masal olarak kalmaması. Çünkü Pür Cadı’nın enerjisi o kadar yüksek ki, onunla gidebileceğimiz hareket alanı satırlarla kısıtlanmış kalmamalı…

İçinizde Pür Cadı’yı besleyen kaynağı nasıl değerlendiriyor, yaşatıyorsunuz?

Pür Cadı’yı çocukluğumda dinlediğim, okuduğum ve kendi uydurduğum tüm masallar, hikayeler, şarkılar, şiirler ve özellikle rüyalar besliyor. İçimde bir yerlerde oturup bekliyordu ve önce büyükler için olan versiyonuyla 2-3 masal kaleme aldım. Sonra baktım bu kahramanın çocukluğu yok… Çocukluğunuz olmadan, ayakta duracağınız bir temeliniz de olmaz. Çünkü çocuklukta edinilen herşey, ileriye dönük bir temeli oluşturur.

“O halde” dedim “Bir dur bakalım…” Biraz duraklama dönemi yaşadım. ‘İçimi dinledim’ derken bir baktım, bir gün işlerimin durgun olduğu bir dönemde, bir cafede elimde birşeyler kararlarken Pür Cadı’nın çocukluğu çıkıp geldi, kağıdımın üstünde şekilleniverdi. Kalemimi durdurmadım… Ben serbest bıraktıkça o çizdi.

Yani Pür Cadı’nın çocukluğu önce şekil olarak mı çıktı?

Evet, önce onun sevimli yüzüyle ve mimikleriyle tanıştım. Sonra jestleri bunu izledi. Bir bakmışım masalın ilk sayısının satırları dökülmeye başlamış, ondan sonra kendimi bıraktım. İçimdeki oturup bekleyen Pür Cadı başladı anlatmaya… Rüyalarıma girdi, yolda yürürken  de oradaydı. Yemek yerken, çalışırken… Ancak yazınca rahatlamaya başladım. Yazmak demeyelim buna, ben Pür Cadı’yı seyrediyordum, kalemim yazıyordu.  Bundan çok zevk aldım.

Sonra Pür Cadı’yı dostlarımla tanıştırmaya başladım. Önce görsel olarak… Sonra çocuğu olanlara gönderip okumalarını istedim. Aldığım geri dönüşler çok olumluydu. O halde “Haydi bakalım, ilk  kitapla biryerden başlamamız gerekiyor” dedim ve bu kitap doğdu.

Yanlış anlamadıysam, çizimleri de mi siz yapıyorsunuz?

Evet, çizimler bana ait… Zamanla daha geliştirmeyi planlıyorum…

Pür Cadı’yı biraz tanıyabilir miyiz?

Başlı başına yeni bir masal karakteridir. 6-7 yaşlarında görünen, ama aklı çocuksu olsa bile yetişkin biri gibi çalışan, duygusal, güzel olan tüm duyguları pür yoğun yaşayabilen, negatif duyguları pozitife çevirmeye kendini adamış, anda mutluluğu bulabilen, masal dinlemekten çok zevk alan ve masal dinlenmesini teşvik eden, masal dahi olsa her olayın içindeki kötüyü, istenmeyeni, itileni ve negatifleri olumluya çevirip değerlendirmeyi seven, olaylara her yönden bakabilmeye dikkat eden bir küçük kız… Ya da deyim yerindeyse “İçine erişkin kaçmış bir küçük kız..” Büyüklere çocuk gözüyle, çocuklara da büyük gözüyle bakabilmeyi göstermeye çalışan bir kahraman…

“Hiçbir şey gereksiz değildir, hiçbir şey boşa değildir, herşeyin de mutlaka yeri vardır” der. Sorun olan yerde mutlaka cevabın da olacağının rahatlığı içindedir. Sihirli kelimeleri, sihirli masalları, sihirli sandığı, sihirli süpürgesi, sihirli kristal mavi elması vardır. Zaten onun herşeyi bir şekilde sihirlidir. Pırasa gibi saçları şekil almaz. Ama alnında ısrarla büklümlenmiş, telefon kablosu gibi yaylanan bir buklesi vardır. O bukle, bir anten gibidir ve aynı zamanda da Pür Cadı’nın ruh halinin de göstergesidir. O bukle, uykusu gelince gevşer, sevinince yaylanır, acil durumlarda sopa gibi sertleşir ve anten olarak yolu gösterir, heyecan, korku gibi hallerde zikzaklanır, vb…

Pür Cadı, çocuklar için  görüş ve davranış şekli olarak bir örnektir aslında… Her bilinen masal veya olayla ilgilenebilir. Pamuk Prenses masalındaki cadıyla da ilgilenebilir, okulunda gözlük takmasıyla eğlenen diğer çocuklardan dolayı ağlayan çocukla da… Aslında belki de Pür Cadı, varoluşumuzdaki vicdan duygumuzun ve içgörümüzün bir sembolüdür. İçimizdeki çocuk kalan yanımızın, büyüyen bilinçle giyinmiş halinin bir sembolüdür. İnsani olan her duyguyu yaşar ve irdeler. Varolmayı sever ve sevdirir. Kötü kavramını kabul etmez, dönüştürür. Hep kendine has bir tarzda giyinir.

Pür Cadı ile tanışmak sanırım keyifli olacak?..

Bence keyif alacaksınız, çünkü onun bakış açısıyla bakmaya başladığınızda hayat daha renkli olmaya başlıyor inanın…

Masal kahramanınız ile ilgili “O içimeki çocuk” dediniz. Bunu biraz açabilir miyiz?

Bunu kitabın önsözü olarak planladığım şekliyle size şöyle ifade etmek isterim:

Ben de bir cadıyım. Ben cadılığı; imkansız görüneni başarmaya inat etmek olarak gördüm hep. Önüne sıfat eklerseniz, kötü de, tatlı da, iyi de, deli de, her bir şey de olur o cadı… Değişmez tek yanı, sonuca odaklı inadı… Cadılar hep masallarda geçerdi, oysa ben hayatı masal gördüm, her zaman  masallar mutsuz bitmez hiç… Hep  gökten 3 elma düşer; mutlulukla kahramanlar kendi işine gider… Ben, hep ardlarında bıraktıklarına takılırdım çocukken de…  Prensesi prens sonunda bulur, kurtarır, mutlu olurlar. Peki arkalarında kalanlar? Demek ki masallar hep mutlu bitmiyormuş derim, bazıları mutsuz kalıyor masalın sonunda çünkü…

Ben kötülüğün doğuştan olabileceğini kabul ediyorum da, yaşamın bunu değiştirebileceğine de inanıyorum. Çünkü iyi ve kötü yan yana aslında… Bakmayı görmeyi bilmek gerek. Hayatın sundukları birçok şeyi değiştirebilir. Cadılar çok şeyi başarıyor da, neden bunu başarmasın? Sonunda konuya belki tersten yaklaşmak olsa da benim yaklaşımım; yaratılan hiçbir şeyin “pür kötü” olamayacağı, içindeki “iyi”nin bulunabileceği… Hiçbir şeyin gereksiz yaratılmadığı, herşeyin doğru değerlendirilmesinin mümkün olduğuna eminim çünkü…

Ve doğru yönden bakıldığında inanılmaz şekilde değişebilir belki masalların çehresi… Ve “masaldaki iyiler gerçekten iyi ise neden uzatmaz elini kötüye, değiştirmek için bir şeyleri” diye sorarım da daha ileri gidip… O halde herşeyi yapabilen cadılara, meleklere iş düşer benim hayalimde… Belki masal olsun diye yaşanır bazı şeyler, ama perde kapanıp elmalar düştüğünde, aslında her kahraman kendi içinde o ortak paydada birer pay olmuştur. Perdenin arkasında bırakmak yerine masalı devam ettirmek benim masalım… Çünkü ben de bir cadıyım…

Peki Pür Cadı’nın yeni sayıları ne zaman gelecek?

Pür Cadı’mızın yeni sayıları hazır bile… Önce ilk sayıyla tanışsın çocuklarımız ve ailelerimiz.. Sonra ard arda diğer sayılarla keyifli buluşmaları hedefliyorum.

O halde yolu açık olsun Pür Cadı’nın…

Açık olsun… Ben de tarafıma zaman ayırdığınız için Kadıköy Life & Haber İstanbul ekibine çok teşekkür ederim, Pür Cadı ile birlikte…

Bunu paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •   
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir