Muhtar Zeynep Ayman: Mahalle sorunlarına duyarlı olmak gerekiyor
 Deniz İhsan Taşdelen

Muhtar Zeynep Ayman: Mahalle sorunlarına duyarlı olmak gerekiyor

Muhtar Zeynep Ayman: Mahalle sorunlarına duyarlı olmak gerekiyor
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Yerel seçimlerin gerçekleşmesine çok az bir süre kaldı. Muhtar ve belediye başkan adaylarının seçim çalışmaları ise devam ediyor. Kadıköy Life Dergisi olarak, Caferağa Mahallesi Muhtarı Zeynep Ayman ile yeniden muhtar adayı olmasıyla ilgili görüştük.

“10 yıldır muhtarım. Profesyonel bir çalışma hayatından sonra emekli oldum ve emekli olduktan 4-5 ay sonra da böyle bir görevde 10 yıldır çalışıyorum. Muhtar olduğum yıl itibariyle muhtarlık artık eskiden olduğu gibi para kazanılan, maddi getirisi yüksek bir görev olmaktan çıkmıştı” şeklinde konuşan Muhtar Zeynep Ayman, sözlerine şöyle devam etti: “Sosyal ilişkileri kuvvetli, bireysel bir sivil toplum kuruluşu gibidir muhtarlar. Mahallenizin sorunlarına duyarlı olmanız gerekiyor. Bu sorunlar için de bir şeyler yapmanız gerekiyor. O yapacağınız şeyin de ucu açık ama burada olması gereken ile olmayanlar genelde işi zorlaştırıyor. Gönül ister ki burada yetkimiz olsun. Muhtarların yetkisi yoktur, yaptırım gücü yoktur. Bu önemli bir detay, çünkü var olduğu sanılıyor. Bu böyle değil.

OLAYIN TAM ORTASINDA YER ALIYORUZ…

Bizim mahallemizin sorunları genelde belediye bağlantılı sorunlar. Yani şehirlerdeki mahalle sorunları, belediye merkezli sorunlar. Yolumuz, ağacımız, çiçeğimiz, temizliğimiz gibi mahallenin gündelik sorunları. İBB’den kaynaklı sorunlar bunlar. Yeri geliyor Milli Eğitim Müdürlüğü ve İlçe Sağlık ile de sorunlar yaşanabiliyor. Onlar arasında bir köprü oluyor muhtarlar. Muhtarların yaptıkları bu. İyi ilişkilerimiz doğrultusunda sorunu önce kabul ettirmeniz gerekiyor karşı tarafa. Bu büyük bir şey de olabilir, çok küçük bir kaldırım düzenlenmesi de olabilir. Önce sorunun kabul edilmesi gerekiyor. Sonra çözümün var olabileceği konusunda ikna olunması gerekiyor. Çözüm konusunda da adım atılması gerekiyor ve bütün bu aşamalarda muhtarın hiçbir yetkisi yok. Sadece ikili ilişkiler üzerinden götürülen bir çözüm süreci var. İşin en zor tarafı burada. Yetkisiz, elemansız ama olayın tam ortasında ve mahallinin sizden çözüm beklediği bir noktada yer alıyoruz.

Zeynep Ayman
10 YILDIR BU ÇABANIN İÇİNDEYİZ…

Deprem toplanma alanı ile ilgili şunu yaptık; bu alanı çok katlı binaya vermedik. İnşaatın önüne geçmek ve otopark yaptırmamakla 10 yılımız gitti. 10 yıldır bu çabanın içindeyiz. Hakikaten burası çok katlı bir bina olmadan, yani imar planında bir değişiklik olmadan kendini koruyabildi. Son zamanlarda ‘Moda Huzursuz’ ve Gezi olayları sırasında ‘Gaz Silahtır’ adlarında iki tane basın duyurumuz olmuştu. Özellikle ‘Gaz Silahtır’ çalışmamızdan sonra biraz gaz atılması azaldı. Çocukların derse girmesi bile zorlaşmıştı, astım hastaları çok sıkıntılı dönemler geçiriyordu. Bu sıkıntılı dönemleri atlattık.

BÜTÜN MAHALLEYE AÇIK BİR MÜZİK TOPLULUĞU…

23 Nisan, 19 Mayıs gibi bütün bayramlarda mahallenin bütününün içine katılabileceği özel bazı kutlamalar yaptık. Sponsorlar bulduk, mahallelimiz sponsor oldu. Kendi içimizde bandoyla yürüyüşümüzü tamamladık. Sonra bütün mahalleye açık bir müzik topluluğu kurduk mesela. Bununla ilgili iki senedir Cumhuriyet Konserlerimiz gerçekleşiyor. Sakinlerimiz ücretsiz olarak hem dinleyebiliyor hem de katılabiliyor.

GENÇLER ÇOK MERAKLI DEĞİL…

Engelli Okulu’nun özel eğitim şenliğine üç sene boyunca sponsor bularak katkı sağladık. Sonrasında yine bizim mahallenin geneline yönelik sorunlarımız var. Kadıköy Meydanı’ndaki cami inşaatına karşı geliyoruz. Kurbağalıdere’deki atıl sürece müdahil olmaya çalıştık. Moda İskelesi’nin bütün süreçlerinde sürekli olarak yer aldık. Bütün bunlarda sadece muhtarlık olarak değil, birçok kuruluşla beraber yer aldık. Bunun haricinde Moda Gençlik Forumu düzenlemeye çalıştık, fakat olmadı. Ben etrafımdaki 5-6 genci çağırdım. Fakat işlemedi süreç. Gençler çok meraklı değil.

HER MAHALLE KENDİ POTLAÇ’INI YARATABİLİR…

‘Düş Sandığı’ adında bir proje gerçekleştirdik. Moda’da oturup evinde bir şeyler üreten kadınların mallarını satabilecekleri bir ortam oluşturdum. Sonrasında bir yaz boyunca İstanbul Kadıköy Lisesi’nin bahçesinde pazar açtık. Sonra iş büyüdü, iş büyüdükten sonra da çok kabul görmedi. Şu anda Potlaç yapıyor bunu. Düş Sandığı’nın büyütülmüş bir şekli oldu Potlaç. Bizden örnek aldılar demiyorum ama bizim de tasarrufumuz oydu. Elimizde imkân ve yetki olsa, her mahalle kendi Potlaç’ını yaratabilir.”

Bunu paylaş:
  • 103
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •   
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir