Kadir Toprakkaya

Mutsuz bacaklara 6 önemli tedbir…

Mutsuz bacaklara 6 önemli tedbir…
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Yaşamımız boyunca bacaklarımız bizi taşıyor. Kemiklerimiz, eklemlerimiz, kaslarımız, yumuşak dokularımız, dolaşım sistemimiz, reflekslerimiz, bedensel enerjimiz, bacak sağlığının ve estetiğinin şekillenmesinde son derece önemli unsurlar…

Bazı sorunlar bacak sağlığımızı bozarken, bazıları da çoğu kez saklamak zorunda kaldığımız kozmetik problemlere neden oluyor. En fazla görülen problemlerin başında ise selülit problemleri görülüyor. Selülit ise, artık gelişen ülkelerde sağlığı bozucu bir hastalık olarak kabul ediliyor. Herkesin dikkat etmesi gereken husus ise, varolan selülitlere savaş açmak ya da oluşmaması için çaba harcamak…

1) Bol yürüyüşle beraber düzenli egzersiz ve hareket…

Gerek her gün özelikle sabahları yapılan 30 dakikalık tempolu yürüyüşler, gerekse de bacak egzersizleri, bacak dokuları arasında dolaşan kan ve lenf sıvılarını iyice hareketlendirerek, bir yandan bacak dokularının beslenmesini sağlamakta, diğer yandan ise bacakta biriken toksinlerin hızla uzaklaştırılmasını sağlayarak, bacaklara enerji katmakta.

Dolaşımı güçlendirilmiş bacaklarda yorgunluk pek görülmez. Bu bacakların dokularında selülit ve yağlanma problemi ise asgari seviyede görülebilir. Hareketsiz ve ayakta kalmamaya öze göstermek gerekiyor. Çünkü sürekli ayakta veya asılı kalan ya da masabaşında çalışan kişilerde bacaklarda uyuşma, karıncalanma, kramplar, çabuk yorulma, ağrı ve şişlik gibi şikayetler çok fazla görülüyor. Bu şikayetler de yaşam kalitesini bozuyor.

Egzersiz konusunda profesyonel destek almak mümkün. Bunun için bir spor merkezine üye olunacağı gibi, hanımların oldukça ilgi gösterdiği günlük yarım saatlik aerobik programına da katılmak mümkün. Haftada birkaç defa bir saatlik yüzme sporu ise, bacak sağlığı ve estetiğinde son derece faydalı… Egzersizde bütün vücudu ağırlık çalışması yapmadan ve bacaklara fazla yük eklemeden hareket ettirmek en güzeli… Belki de bu yüzden ritmik hareket sağlayacak spor olan aerobik bu iş için ideal. Genelde daha aktif olmak ve yakın yerlere yürümeye başlaşmakla, selülitle savaşta başarının gözüktüğünü düşünebilirsiniz.

2) Bol su içmek…

Herkesin günde 3-4 litre sıvı alması gerekiyor. Bu sıvı miktarını biraz artırmak daha da güzeli. Böylece vücut sistemlerimizdeki toksinleri, metabolitleri, dokularımızın sağlıklı çalışmasını engelleyen tüm maddeleri uzaklaştırabiliriz, idrarla atabiliriz. Bol su içmek, bir yandan gerek şişmanlık ve selülite neden olan lenf sisteminin daha iyi çalışması, diğer yandan ise beden formumuzu elde etmemizi sağlayan fazla kilolarında uzaklaştırılması demek oluyor. Su içmeyi sevmeyenler, su yerine şekersiz, kafeinsiz, teinsiz ve asitsiz içeceklerinde tercih edebilirler.

3) Vitamin desteği…

Dokularımızdaki biyolojik fonksiyonların daha sağlıklı gerçekleşmesi halinde, dolaşım sisteminin de daha sağlıklı çalışacağı söylenebilir. Dokuların sağlıklı çalışması için, vücuda giren veya vücutta oluşan zararlı maddelerin yok edilmesi gerekiyor. Bunun için vitaminlere başvurabiliriz. Antioksidan olarak adlandırılan A, E ve C vitaminleri ile selenyum, çinko ve beta karoten desteği ile vücudumuzdaki zararlı maddeleri dokularımızdan daha kolay, daha hızlı uzaklaştırabiliriz.

4) Yemek konusunda akıllı seçimler…

Tatlandırıcı, renklendirici, yapay şekerli her türlü gıdadan kaçınmak gerekiyor. Açıkçası abur cubur yemek yok. Margarin, katı yağlar ve hazır gıdalarda kullanılan yağlar tamamiyle selülit dostudur ve mümkün olduğunca uzak durmakta fayda var.

Unlu, buğday kökenli gıdalar da karbonhidrat içeriği sebebiyle hareketsiz kalındığı takdirde yağ olarak depolanacaktır. El sürmeyin. Zaten öyle yada böyle bir şekilde bunlardan uzak durmamız tavsiye edilmiyor mu?

Hayvansal yağları ve yemeklik yağlarını da beslenmenizde kullanmamaya özen göstermek gerekiyor. Muz, mango ve üzüm de içerdiği bol şeker nedeniyle selülit gelişimine yol açtığını dikkate almak gerekiyor. Kuruyemişler de yine yağlıdır ve tamamen bırakmasanız da azaltın.

Alkol günde bir kadehle sınırlandırılmalıdır. Özellikle kırmızı şarabı tercih etmeye çalışın. Tatlı olmayan çok renkli meyveleri tercih edin. Yeşil renkli sebzelerden bol bol tüketin. Günde en az bir kere balık, et, soya, tavuk veya baklagillerden yiyin.

5) Giysilere dikkat…

Dar giysilerden uzak durun. Özellikle diz altı ve diz üstü giyilen çorapların lastiklerinin geniş bant şeklinde olanlarını tercih edin. Dokuların hava almasını engelleyen sentetik giysiler yerine pamuklu ve rahat giysiler giyin. Bol ışıklı mevsimlerde ise daha çok açık renkli giysileri tercih ederek dokuların fazla ısınmasına ve şişliklerin oluşmasına izin vermeyin.

Yüksek ökçeli ve dar ayakkabıları olabildiğince az giyin, çünkü bu bacaklarda kılcal damar problemleri çok fazla görülüyor.

6) Modern teknolojiye güvenip tembelliğe devam edenler için…

Her ne kadar güncel metotların çok gelişmiş olduğunu düşünsek bile selülitten kurtulmanın kısa yolunun olmadığını, ancak çağın teknolojisinin bu dertten kurtulma sürecini hızlandırabileceğini söyleyebiliriz.

Elektrolipoliz adı verilen metotla düşük enerjili elektrik akımları dokulara uygulanıyor, böylece yağ metabolizması hızlandırılıyor. Eş zamanlı olarak elektrostimulasyon ile kaslarında çok sayıda kasılması sağlanarak dokulardaki yavaşlamış kan ve lenf dolaşımı hızlandırılıyor, metabolitler uzaklaştırılıyor, dokuların oksijenlenmesi sağlanıyor. Birleşik elektriksel tedaviler özellikle bacaklarında kılcal damar problemleri olmayan, kalp pili bulunmayan selülitli kişiler için oldukça ideal metotlar.

Karboksiterapi…

Doğrudan selülitli dokular içerisine uygulanan ve dolaşım artırıcı etkisiyle dokulardaki birikmiş toksinlerin hızla uzaklaştırılmasını sağlayan bir tedavi metodu. Küçük ve ince iğnelerle cilt içerisine uygulanan bir tedavi olduğundan sinek ısırığına benzer bir acı hissediliyor ve hiçbir yan etkisi de söz konusu değil. Bu metot sara hastalığı ve yüksek tansiyon problemi olanlar için tercih edilmiyor.

Masajlar…

Cihazlarla veya elle yapılan masajlar bacaklarda birikmiş sıvıların genel dolaşıma kazandırılması açısından son derece faydalı. .İmkan varsa elle yapılan, ancak bilinçli olan masajların tercih edilmesinde hiçbir sakınca yok. Bacaklarında kılcal damarları olanlar için vakumlu masajlar, vibratörler ise dokulara zarar verebilir.

Kozmetikler…

Özellikle lenf dolaşımını kolaylaştıran veya dokularda birikmiş yağların metabolizmasını artıran, cilde bol nem sağlayan kozmetiklerin sabah akşam, ayak ucundan kalbe doğru bacaklara masajla uygulanmaları da son derece faydalı.

Sonuç olarak, klasik önlemler her zaman olduğu gibi en iyisi…

Yediğimize içtiğimize dikkat edip, hayatımızı daha aktif kılarak genel sağlığımızın yanı sıra bacak güzelliğimizi koruyabiliriz .Ancak günümüz koşullarında, nefes almaya bile zamanı olmayan kadınların yardımına her zaman olduğu gibi teknoloji koşuyor. Yattığımız yerde ürettiğimiz selülitlerimizi yine yattığımız yerde yok edebiliyoruz yada kontrol altına alabiliyoruz.

Bunu paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •   
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir