Sanatçılar, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku'ndan doğan sorunlarını paylaştı
 İrem Toprakkaya

Sanatçılar, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku’ndan doğan sorunlarını paylaştı

Sanatçılar, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku’ndan doğan sorunlarını paylaştı
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

İstanbul Barosu Fikri ve Sınai Haklar Komisyonu, bu defa yönetmen ve oyuncular ile hukukçuları buluşturarak, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku’ndan doğan haklarını ve hukuk davalarındaki gelişmeleri tartıştı. Komisyon Başkan Yardımcısı Av. Oğuz Müftüoğlu’nun başkanlığında gerçekleşen panele; Avrupa Yakası dizisinin sevilen “Şesu” karakteri Bülent Polat, aynı zamanda yönetmen olan İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Berceste Gülçin Özdemir, komedyen Av. Miray Akovalıgil ve Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Gökyayla konuşmacı olarak katıldılar.

İstanbul Barosu Fikri ve Sınai Haklar Komisyonu Başkanı Av. Dr. Tamer Pekdinçer, komisyon olarak sadece marka, patent ve sınai hakları değil, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku’ndan doğan hakları ve sorunları da çok önemsediklerini; hakimler, avukatlar ve sanatçıların bir araya gelerek bu alandaki uygulama sorunlarını dile getirmelerinin çok önemli olduğunu ve benzer yöndeki buluşmaları tekrarlayacaklarını duyurdu.

Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku
BÜLENT POLAT: SÖZLEŞMELERDE KALEM OYNATAMIYORUZ…

Bir dönem ekranlarda fırtınalar estiren Avrupa Yakası dizisinin sevilen karakteri Şesu ile büyük beğeni kazanan Bülent Polat, oyunculukta karşılaştığı hukuki sorunlara değindiği konuşmasında, 2007 yılında dramatik oyunculuğa yönelmek için gittiği Los Angeles’ta yaratıcı fikir üretmenin çok önemli olduğunu fark ettiğini, senaryo yazarken ister istemez başka eserlerden etkilendiğini, benzerliğin sınırlarının belirsiz olduğunu, bu nedenle öncelikle eser sahiplerinin hakları konusunda bilgi edinmenin çok önemli olduğuna değindi. Türkiye’de dizi yapımlarında icracı sanatçı olan oyuncuların haklarının korunmadığını, sözleşmelerde kalem oynatamadıklarını ifade eden Polat, doğaçlama yapan bir oyuncu olarak yaratıcı sürecin bir parçası oldukları halde haklarını almakta zorlandıklarını söyledi.

BERCESTE GÜLÇİN ÖZDEMİR: BİLİNÇ DÜZEYİ ARTTIRILMALI…

İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Berceste Gülçin Özdemir ise, Türk sinemasının kadın yönetmenleri hakkında yaptığı araştırma sonuçlarını paylaştığı sunumunda vizyona girmiş sinema filmlerinde kadın yönetmen oranının erkek yönetmenlere oranla çok düşük olduğunu, literatürde kadın yönetmenler hakkında kitap olmadığını ve kadın karakterlerin kamusal alanda hep güçsüz rollerde kurgulandığını aktardı. “Türk Sinemasının Kadın Yönetmenleri Konuşuyor” isimli kitabında 2000’li yıllarda eser vermiş 40 kadın yönetmenden 20’sine güçlükle ulaşabildiğini, set görüntülerini fotoğraf olarak kitabında paylaşmakta alınması gereken izinler hakkında büyük zorluk çektiğini dile getiren Özdemir, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku’nun ilgili alanlarda ders olarak okutulması ve bilinç düzeyinin arttırılması gerektiğini belirtti.

MİRAY AKOVALIGİL: HAYALLERİNİZDEN VAZGEÇMEYİN VE KENDİNİZİ İHMAL ETMEYİN…

Ünlü komedyen Av. Miray Akovalıgil de çok yönlü hayat hikâyesini anlattığı sunumunda şunları söyledi: “Esasen konservatuvara gitmek istedim, fakat annem önce meslek sahibi olmamı ve ‘altın bileziği’ takmamı istedi. Duruşma salonunda bir nevi sahne olduğunu düşünerek hukuk fakültesini bitirdim. 2006 yılında kendimi havalı hukuk bürolarından birinde, günde 20 saat avukatlık ve tercümanlık yaparken buldum. Ancak bir noktada iş çok ağır gelmeye başladı. Bir gün patron çağırdı, terfi beklerken kovuldum. Patronum; ‘Evet çok para kazandırıyorsun ama bizi korkutuyorsun. Çok öfkeli bir insan oldun’ dedi. Elimde bir kutu, koskoca iş kulesine bakakaldım aynı filmlerdeki gibi. O anda kendime vakit ayırmaya karar verdim. Tabi para kazanmak için serbest avukatlık yapmaya başladım, ancak 20 saatlik iş yoktu. Ne yapmak istediğimi sorguladım ve çocukluk hayalim aklıma geldi. Kazandığım her para ile oyunculuk seminerlerine katıldım. Stand up yapan birini kıskanarak, o yapabiliyorsa ben de yaparım dedim ve BKM Mutfak’ta ‘Açık Mikrofon’ gecelerine katıldım. Sosyal medyada komik videolar yayınlamaya başladım. Avukatlık bitti, bir dizide rol almaya başladım. Dizi de bitince 2017 sonunda yine işsiz kaldım. Para yok, aklıma yine avukatlık geldi. Bu defa avukatlıktan para ve güç alabilirim, oyunculuk da yapabilirim dedim. Çok yönlülüğü araştırdım. Çok yönlü olmak istiyorsanız; zamanı verimli kullanmalı, iş planı yapmalı, ajanda kullanmalı, her gün kendinize yatırım yapabileceğiniz ritüelleriniz olmalı. Yine çok çalışıyorum ama hem avukatlık hem oyunculuk yapabiliyorum. Hayallerinizden vazgeçmeyin ve kendinizi ihmal etmeyin.”

EMRE GÖKYAYLA: FİKİR VE SANAT ESERLERİ HUKUKU’NUN İKİ MİLADI VAR…

Daha sonra söz alan Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku alanında pek çok eser sahibi Prof. Dr. Emre Gökyayla, konuşmasında sektör temsilcilerinden aktarılan hukuki sorunlara değindi. Hangi sektörde olursa olsun hakim konumda olanın güçsüz konumda olana sözleşme şartlarını dayattığını, müzakere edilememiş sözleşme şartlarının genel işlem şartı kurallarına göre denetlenmesi gerektiğini belirten Gökyayla; Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku’nun iki miladı olduğunu, ilk miladın matbaanın icadı, ikincisinin ise içinde olduğumuzdan dolayı farkında olmadığımız internetin hayatımıza girmesi olduğunu kaydetti. Emre Gökyayla, sözlerini şöyle sürdürdü:

BU CEKET, BU BEDENE DAR GELİYOR…

“Mevzuat bakımından birçok ülke, müstakil eser sahipliğini düşünerek kanunlarını hazırlamıştır. Ancak birlikte eser sahipliğine çok daha fazla rastlanmaktadır. Keza kanunumuzun hazırlandığı dönemde bağımsız eser üretileceği fikri ön planda idi. Bugün çok az eser tek başına üretiliyor. Birçok eser, bağımlı çalışan ile ya da ekip çalışması ile hazırlanıyor. Kanunlarımız buna pek uygun değil. Bu ceket, bu bedene dar geliyor. Kanunlarımız kazuistik olduğundan, içtihat ve yorum ile somut olaya uygulanamıyor. Somut olay özelinde karşılaşılan sorunlarda hakimlere daha geniş yorum ve takdir yetkisi verilmesi, bu ihtiyacı giderir.”

ETKİNLİKLER DEVAM EDECEK…

Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku’nda uzun yıllardır çalışan İstanbul Barosu Fikri ve Sınai Haklar Komisyonu Başkan Yardımcısı Av. Oğuz Müftüoğlu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ülkelerin kültür politikasını şekillendirdiğini, bu nedenle yeni kanun tasarısı taslağına komisyon olarak katkıda bulunmak istediklerini dile getirerek, sanatçılar ile hukukçuların buluşacağı birçok etkinliğe komisyon olarak ev sahipliği yapacaklarını duyurdu.

İstanbul Barosu Fikri ve Sınai Haklar Komisyonu’nun düzenlediği panele; Komisyon Başkanı Av. Dr. Tamer Pekdinçer, Başkan Yardımcısı Av. Oğuz Müftüoğlu, Oyuncu Bülent Polat, Yönetmen-İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Berceste Gülçin Özdemir, Komedyen-Av. Miray Akovalıgil, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Gökyayla, Av. İrem Toprakkaya Babalık, Dr. Öğretim Üyesi Eda Giray, Av. Deniz Merve Ersoy Pınar ve birçok meslektaş katılım gösterdi…
İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Hakimi Şule Binnaz Aydın, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku’nda uzun yıllardır faaliyet gösteren Av. Oğuz Müftüoğlu’na teşekkür belgesi verdi…
İstanbul Barosu Fikri ve Sınai Haklar Komisyonu Başkanı Av. Dr. Tamer Pekdinçer…
Bunu paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •   
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir