Deniz İhsan Taşdelen

Mario Levi: Kadıköy, aşık olduğum yer!

Mario Levi: Kadıköy, aşık olduğum yer!
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Ünlü yazar Mario Levi ile Kadıköy Life Dergisi olarak bir araya gelerek, son kitabı “Yanlış Tercihler Mahallesi” üzerinden gerçekleştirdiğimiz söyleşide masalların değiştirici ve dönüştürücü rolü, okuyucularıyla ilişkisi, Türkiye’deki okuma alışkanlığı ve Kadıköy’ü konuştuk.

“Okurlarım benim için çok büyük bir değer taşıyor. Bu yüzden de onlara hak ettikleri değeri vermek için elimden geleni yapıyorum. Kadıköy hakkında benim tarafsız olmam mümkün değil. Çünkü Kadıköy, benim aşık olduğum bir yer. Birine aşık olduğunda insan her şeyi, her yerini sever. Ben de Kadıköy’ün her şeyini seviyorum” diyen Mario Levi ile sohbetimizi keyifle okuyacaksınız…

Mario Levi mario-levi-kadikoylu-okurlariyla-bulustu-3

Öncelikle yeni kitabınız çıktı, Yanlış Tercihler Mahallesi… Hislerinizi alabilir miyiz?

Daha önce 1990 yılında yazdığım “Bir Şehre Gidememek” var, öykü kitabı. 1990’da ilk baskısını yapmıştı. O yıl Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanmıştım. Ondan sonra birçok kitap yayınlandı ve Bir Şehre Gidememek, dört farklı yayınevinde birçok baskı yaptı. Yanlış Tercihler Mahallesi ise benim yazmış olduğum son kitap. Çıkalı daha bir ay kadar oluyor.

Öyle masallar var ki, büyüklerin de başucunda duran ve hangi yaşta okunursa okunsun bizlere bir şeyler öğretmeye devam eden… Masallar bu gücü nereden alıyor?

Masallar bu gücü öncelikle bizde uyandırdıkları hayal dünyasından alıyor. Çünkü masal ile hayal arasında çok yakın bir bağlantı var. Bizim belki de, hatta biraz da bilinçaltımıza seslenebilecek derin boyutları var masalların. Bir de tabi yüzyıllar öncesinden süzülerek gelmiş olmaları, biraz da bizim çok çok eski geçmişimize seslendiği anlamına gelebilir. Küçük Prens örneği doğrudur; çağdaş bir masal olarak görülebilir ama hâlâ okuduğumuz ve okumaktan vazgeçemediğimiz masallar vardır. Mesela Binbir Gece Masalları, bunların içinde yer alır. Binbir Gece Masalları’nı üç-dört yıl kadar önce, bir yaz boyunca tümünü okudum. Müthiş bir keyif vermişti bana. Decameron hikâyeleri mesela, Boccacio’nun. Onu da bir masal olarak görebilirsiniz. Bu masallar, büyükler için olanlar tabi ki. Dolayısıyla masallar, bizim vazgeçilmezlerimizdir.

Masallar değiştirici-dönüMario Levi - Yanlış Tercihler Mahallesi mario-levi-yanlis-tercihler-mahallesiştürücü eyleme sahip midir? Yeni bir kuşak yaratılmasında masalların çocuklar üzerinde oynadığı rol nedir?

Dönüştürücü bir etkiye sahip olduklarını söyleyebilirim, doğrudur. Ama artık galiba masalların günümüz çocuklarını ve ergenlerini düşündüğümüzde şekli değişti. Yani şöyle söyleyeyim; masalları artık sadece ve sadece belli kitaplardan okunan masallar olarak algılamamamız gerekir. Bugün kitapların rakipleri var. Bunlardan biri de görsel olandır. Görsel olanlar derken çizgi filmler diyebiliriz. Örneğin bir çağdaş masalcı olarak bakacak olursak, çocuklar için benim bir deha olarak gördüğüm bir Japon var: Niyazaki. Onun çizgilerine, çizgi-filmlerine hayranımdır. Onu da pekâla çağdaş masal olarak görebiliriz. Bu da çocukların dünyasında yeni boyutlar uyandırıyor. Ama çizgi-romanlar konusu birazcık tartışmalı ve sakıncalı. Çünkü şiddeti yer yer çok yüceltiyor. İnsanlar bunun farkında bile değil. Bu açıdan biraz problemli bir durum var orada. Ama dönüştürücü etkisi var mı sorusunun cevabı, kesinlikle evet.

Okuyucularınızla ilişkiniz nasıl? Türkiye’de kitap okuma alışkanlığı ne düzeyde sizce?

Okurumla ilişkimin iyi olması için elimden geleni yapıyorum ama ilişkimin nasıl olduğunu ve benim okurlarımda nasıl bir duygu ve izlenim bıraktığımı okurlarıma sormak lâzım. Ben çok değer veriyorum okurlarıma. Çünkü onların varlığı, beni var eden bir durum. Bir yazar, okunmadan var edemez kendini. Dolayısıyla okur, benim için çok büyük bir değer taşıyor. Bu yüzden de onlara hak ettikleri değeri vermek için elimden geleni yapıyorum. Bunun da imkânını işte böyle imza günlerinde veya söyleşilerde buluyorum.

Kitap okuma konusunda ise karar veremediğim bir durum söz konusu. Bir yandan kitabın çok fazla okunmadığı gerçeğiyle karşı karşıyayız, o kesin. Türkiye’nin, kitap okuma oranları düşünüldüğünde baya gerilerde olduğu bilinen ve kabul edilmesi gereken bir gerçek. Bunu değiştirmek ve dönüştürmek için ne yapabiliriz sorusu ayrı bir soru ama bunu bir gerçek olarak kabul edelim. Ancak öte yandan şunu da gözlemlemiyor değilim; birçok kitabevine girdiğinizde gördüğümüz bir şey var. Kitabevlerine girenlerin, kitap alanların değilse bile kitaplara bakanların çok büyük bir çoğunluğu genç nüfus. Bu da umut verici bir durum oluşturuyor. Ama tabi ki bu birazcık iyimser bir bakış açısı. Bunun da farkındayım.

Mario Levi mario-levi-kadikoylu-okurlariyla-bulustu-4

Bir Kadıköylü olarak Kadıköy’ün sanata, edebiyata bakışına, genel olarak Kadıköy’ün yaşantısına nasıl bakıyorsunuz? Kadıköy özelinde İstanbul’un bugünkü geldiği durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bize İstanbul’un resmini çizer misiniz?

Şimdi bakın öyle bir konuya değindiniz ki… Kadıköy hakkında benim tarafsız olmam mümkün değil. Çünkü Kadıköy, benim aşık olduğum bir yer. Birine aşık olduğunda insan her yerini sever. Ben de Kadıköy’ün her şeyini seviyorum. Ama şöyle söyleyeyim, Kadıköy’de eğitim seviyesinin zaten çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Belki de bu yüzden Kadıköy’ün edebiyatla olsun, sanatla olsun, ilişkisinin birçok yerdekinden çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple de burada kendimi resmen evimde hissediyorum. Bu beni çok mutlu eden bir olay ve kendimi talihli bir insan olarak addediyorum ki Kadıköy’de yaşayabiliyorum. Önemli olan o. Bu yüzden Kadıköy’ün sanatla, edebiyatla olan ilişkisi iyidir diyebilirim.

Son olarak katkıda bulunmak istediğiniz hususlar?

Var tabi ki. Kadıköy için elimizden gelen ne varsa onu yapmalıyız diyorum. Kadıköy’ü yaşatmak ve daha iyi bir yere getirmek için elimizden gelen ne varsa onu yapmalıyız…

Bir Cevap Yazın