Kadir Toprakkaya

24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun

Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Dünya Öğretmenler Günü nedeniyle bir yazı yazmıştım. Sağolsunlar bazı dostlar yer ayırmışlardı bana eğitim sayfalarında, her zaman olduğu gibi… Ardından 24 Kasım Öğretmenler Günü geldi. Eğitimci dostlarla birlikte şiirler okuduk, şarkılar söyledik okullarda, kültür merkezlerinde…

Zaman su gibi aktı geçti. Aslında yıllar geçti demek gerekirdi mesleğe başladığım, başladığımız günden beri. Bu ülkenin sevgi dolu yürekleri her ilde, her semtte, her okulda, hatta Vedat Günyol’un dediği gibi "dört duvar" dışında eğitim için kucaklıyor yüz binleri her gün… Ekonomik koşulların zorluğu yıldırmıyor onları. Ellerinde kâğıt, kalem, tebeşir ve şimdilerde parmak uçlarında bilgisayar tuşları. Üretimleri onlar için, onlar için donanıyorlar kitabevlerinde, kültür merkezlerinde. Yalnızca derste değil; sanatsal, kültürel, bilimsel, sportif etkinliklerle haşır neşir oluyorlar günlerin getirdiğince…

Her meslek güzeli de çirkini de çıkarabilir ortaya. Geneli bağlamaz. Bizim konumuz dersleri saat başı TL hesabı yapanlar değil, yüreklerinin ve vicdanlarının hesabını yapan eğitim emekçileri.. Haksız ve adaletsiz atamalar, nakiller, görevlendirmeler… Yeri geldiğinde kişiye göre dayatılan yönetmelikler, yeri geldiğinde sınav yeri geldiğinde kıdem, puan, proje, kariyer, donanım gözetilmeden doldurulan makamlar… Atama bekleyen genç öğretmen adayları… Kadrolu değil, ücretli atamalar…

5 Ekim, 24 Kasım ya da başka günler… Konuşmalar, alkışlar, dolduruşa getirmeler ve her yıl duyduğumuz "cek", "cak", "ceğiz", "cağız", "meli", "malı" ile doldurulan içi boş cümleler… Mustafa Kemal’in başöğretmenliği onurunun dışında başka bir şey ifade etmiyor bizler için bu anlamlı gün…

Bir yazımda şöyle aktarmıştım duygularımı: "Bu ülkenin çocukları her gün umutla bizim gözlerimizin içine bakıyor. Biz onlar için varız. Hem de yirmi dört saat, her gün… Tek bir gün değil bizim mutluluğumuz, yaşam boyu. Boşuna vaatler sunmayın gerçekleştirilmesi mümkün olmayan. İyi ki Atatürk’ün aydınlık yolu bizim yolumuz. Bırakın bizi çalışalım, üretelim. Dalga geçmeyin yeter…"

Şimdi yazımı bitirdim, eve doğru yola koyulacağım. Okulda birçok ailenin sorumluluğunu taşıdığım çocuklarına ayırdığımız zamandan arda kalanı, kızıma harcayacağım. Bana hiç olmazsa bu zamanı bırakın özgürce…

Bunu paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •   
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir