Arif Atılgan’dan Ayasofya yorumu

Yazar: Kadir Toprakkaya

Kadıköy Life Yazarı Mimar Arif Atılgan, şu sıralarda sadece Türkiye’nin değil, dünyanın büyük bir bölümünde de gündemde olan Ayasofya’yı yorumladı. “Ayasofya konusuna değişik açıdan bakmak istiyorum” diyerek başladığı yazısında Atılgan; “Konu siyasete alet ediliyor bence. İlgili yasaya göre tartışılmalı” ifadelerini kullanarak, Ayasofya tartışmalarında yetersizlik olduğuna vurgu yaptı ve muhalefet edenlerin prosedürlere girmemelerini şaşırtıcı bulduğunu sözlerine ekledi. İşte, O’nun Ayasofya’ya farklı bir açıdan bakışı:

Ayasofya
AYASOFYA…

“415’te 2. Theodosius, Ayasofya Kilisesi’ni açmış. 532’de Nika ayaklamasında yakılıp yıkılmış. 537’de 1. Justinianus, Ayasofya’yı tekrar açmış. 500’lü ve 800’lü yıllarda depremlerde yıkılmış, yangınlarda harap olmuş, restorasyonlar geçirmiş. 1453’de Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethetmiş ve Ayasofya’yı cami yapmış. 1934’te Türkiye Cumhuriyeti döneminde müzeye çevrilmiş. 2020 yılında tekrar camiye çevriliyor.

Tüm ‘eski eserler’ için prosedür aynıdır. Önce ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından ‘eski eser’ olarak tescil edilir. Derecesi tespit edilir. Bu safhadan sonra binaya çivi bile çakılması Koruma Bölge Kurulu’nun izniyle olabilir. Eğer bina yenilenecek ve yeniden kullanılacaksa, ilgili Koruma Bölge Kurulu’na rölöve-restitüsyon-restorasyon projelerini onaylatmak gerekir.

Rölöve projesi, binanın halihazır durumunun projelendirilmesidir. Restitüsyon projesi, araştırılarak ilk yapılışındaki halinin projelendirilmesidir. Restorasyon projesi, eski halini koruyarak yenileme projesidir. Ayasofya için rölöve-restitüsyon-restorasyon projeleri onaylandı mı? Onaylanmamışsa Ayasofya’da durum karışıktır.

Restitüsyon projesinde, yapının ilk hali olarak 415’te 2. Theodosius zamanındaki hali mi, 537’de 1. Justinianus zamanındaki hali mi, 1453’te Fatih Sultan Mehmet sonrası Osmanlı zamanındaki hali mi kabul edilecektir? Restorasyon projesinde, kilise mi, hem cami hem kilise mi, cami mi, müze mi teklif edilecektir?

Haydarpaşa Garı, 2010 yılında yandığında binanın projesinin olmadığı anlaşılmıştı. Daha önemlisi, birçok tarihi binanın da projesinin olmadığı anlaşılmıştı. Ayasofya’nın da projesi yoksa prosedür nasıl işletilmiştir? Koruma Kurulu özel izin mi vermiştir? Yetkisini mi devretmiştir?

Ayasofya tartışmalarında yetersizlik var. Muhalefet edenlerin prosedürlere girmemeleri çok şaşırtıcı. Bendeki izlenimleri, ‘Kararı onaylıyorlar ama görev icabı muhalefet yapıyorlarmış gibi.’ Konu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu açısından ele alınmazsa eksik kalacaktır. Bu eksikliğin giderilmesi, iki taraf için de gereklidir.”

(ARİF ATILGAN, arifatilgan KENT ve İNSAN, Temmuz 2020)

Ayasofya

Not: Burayı cami yapanların ne düşündüğü, ilgi alanımın dışındadır. Onlardan ayrı olarak ben, Ayasofya’nın cami olarak kullanılması duygusunu taşırım. Bu duygu yıllar önce, şimdiki iktidar yokken Avrupa gezilerimde oluşmuştur. Çünkü orada camilere nasıl olumsuz bakıldığını, Atina’da bir caminin Seramik Müzesi olarak kullanıldığını, Drama’da babamın anlattığı mübadele öncesindeki caminin metruk bırakıldığını, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan adını alan Kavala’da bir tek cami bırakılmadığını görmüş ve İspanya’da Kurtuba Camii’nin kiliseye döndürüldüğünü öğrenmiştim. Keşke tüm dünyadaki dini yapılara kendi kimlikleriyle saygı duyulsa...

k iletişim yayınları

Beğenebileceğiniz Diğer Haberler

Bir yorum bırakın