Nusret Karaca

Bir asırı aştı bu destan; 18 Mart Çanakkale Zaferi!

Bir asırı aştı bu destan; 18 Mart Çanakkale Zaferi!
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Yüreklerde yeri ayrı destan Çanakkale… Yıl 1915, 18 Mart ve 2018… Tam 103 yıl oldu, bir asırı geçti bu destan yazılalı. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olan emperyalist güçler kapımıza aç kurtlar gibi dayanmış, yanlarında ne için, kimin için savaştıklarını bile anlayamamış sömürge askerleri…

Birine sormuşlar: “Niçin savaşıyorsunuz? Siz o kadar uzaklardan, buradakileri tanır mısınız?” Cevap ilginç: “Ben ülkemde boksörüm, kavga var dediler geldim.” Ya diğerleri; savaştıklarıyla sigaralarını, yiyeceklerini paylaşanlar, yaralı düşmanını taşıyanlar? Osmanlı’nın zor döneminden yararlanmaya çalışanlar birlik olmuş avını parçalamaya, paylaşmaya çalışıyor. Savaştan savaşa koşuşturan, cepheden cepheye yetişmekten ailelerini unutan gencecik insanlar… Ya Mustafa Kemal olmasaydı, ya bu gencecik çocuklar direnmeseydi, ya Seyyidler kaldıramayacakları yükün altına girmeseydi? Bugün kalemimin ucuna takıldı yine Koca Seyyid. Hani o yokluk içinde ölen, miras olarak ailesine yalnızca giysilerini bırakabilen Seyyid Onbaşı.

18 mart Çanakkale zaferi

1889 yılında Balıkesir’in Havran/Çamlık Köyü’nde doğan Seyyid, fakir bir ailenin çocuğudur. Hayvan güderek, zeytin toplayarak geçimini sağlar. Mektep görmez ama iyi kötü meramını anlatacak kadar okur-yazar bir eğitimi vardır. Güzel Kur’an-ı Kerim okur. Pehlivan yapılıdır, ona “Koca” lakabını yakıştırır çevredekiler. Balkan Harbi derken kendini Çanakkale’de bulur. Kilitbahir Mecidiye tabyasında görev alır. İngiliz, Fransız Çanakkale’ye yüklenir. Yanlarında Avustralyalı, Yeni Zelandalı sömürge güçleri. Siperlerimiz zorlanır, adeta göğe yükselir. “Ocean” ve “Queen Elizabeth” zırhlıları Kilitbahir önlerine gelir. Yoğun ateş… Koca Seyyid, gözünü açtığında bir sıhhiyelinin yanında bulur kendini. Kırık bir top vardır. Seyyid, 276 kiloluk mermiyi gözüne kestirir, kavrar ve yanındaki Niğdeli Ali’nin yardımıyla sırtına atar. 6 basamak çıkar ve mermiyi namluya koyar.

çanakkale destanı

Sonrasına gelince… Atılan top mermilerinden biriyle Ocean’ın dümen tertibatı devreden çıkar. Nusret’in döşediği mayınlardan birine toslar. Kumandan Cevat Paşa, Koca Seyyid’i alnından öper, onbaşı rütbesi takar. Seyyid Onbaşı izin ve para tekliferini kabul etmez. İlerde o mermiyi nasıl kaldırdığı sorulur, “Cenab-ı Hakk’ın yardımıyla” der. Çünkü Seyyid, o ağırlıktaki bir mermiyi o günün koşullarında nasıl kaldırmıştır; belki kendi bile bu soruya verdiği cevabın dışında bir cevap bulamamıştır düşündüğünde. Koca Seyyid, 1918’de terhis olur. Yunanlılar, Ayvalık ve Edremit’e girer. Silahını kapar, dağlara çıkar, çarpışır. Sonraları köyüne döner. Dal budak toplayarak, odun kömürü yaparak geçinir. 1939 yılında vefat eder.

Bugün 18 Mart, bugün günlerden tarih, bugün günlerden Çanakkale… Bugün acıyla ve gözyaşıyla, zaferin sevincin birbirine karıştığı gün… Bugün günlerden Koca Seyyid, bugün günlerden Çanakkale Kahramanı Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk…

Bunu paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •   
  •  

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir