Ceyhun Diribaş

Kadıköy’ün sokaklarından çıkan bir özgür ruh; Can Gox

Kadıköy’ün sokaklarından çıkan bir özgür ruh; Can Gox
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Onu önce Kaybedenler Kulübü filminde Gülce Duru ile seslendirdiği “My Woman” şarkısıyla tanıdık. Ardından Kuzey Güney dizisinde “Haydar Haydar” parçası ile kalplerimizde yer etti ve 2013’te kendi albümü “Yalnızım Ben” ile yıldızı iyice parladı. İşte 12 yıllık profesyonel iş yaşamından sonra müziğe dönen, müziğinden ve duruşundan asla ödün vermeyen, dışarıdan sert ama içi Hulusi Kentmen modunda, bu aralar müthiş blues gırtlağı ile ortalığı titreten, Kadıköy’ün asi çocuklarından Can Gox’un kısa hikayesi…

12 yıllık profesyonel iş yaşamından sonra müziğe dönmek nasıl bir duygu?

Aslında müziği hiç bırakmadım. Hayatın zorlukları içinde iş yaşamı sürerken, bir yandan da kariyer yapmaya devam ediyordum. İşyerinde bana ait güzel bir odam vardı, orada başladık ufak ufak takılmaya. Gündüzleri takım elbise kurumsallık, akşamları barlarda deli gibi müzik… Tabi Kaybedenler Kulübü işi olunca artık müziğe iyice geri döndüm. Sonra zaten Kuzey Güney dizi müziği işi geldi. Ondan sonra da kendi albümüm üzerine çalışmaya başladım.

Kaybedenler Kulübü, döneminde ciddi ses getiren bir işti. Ondan sonra da diğer işler… Peki değişen bu hayatın içinde değişmeyen ne var mesela? Hafif ünlü olunca…

Hiçbir şey değişmedi. Hala metrobüse biniyorum, metro kullanıyorum. Sonuçta ben halktan beslenen biriyim. Bunlar benim hayatımı değiştiremez. Bak burada oturup seninle konuşuyoruz. Mahallemizin cafesi. Herkes gibiyim. Ne eksik, ne fazla. Çayımı içiyorum, kitabımı okuyorum, çocuklarla şakalaşıyorum, alışveriş yapıyorum. Değişen bir şey yok aslında. Magazin figürü olmayı seven biri değilim.

Can Gox kadikoyun-sokaklarindan-cikan-ozgur-bir-ruh-can-gox-3

Konserler ve provalardan arda kalan zamanlarda arkadaşları ile olmaktan hoşlanan Can Gox, Erenköy ve Kadıköy mekanlarında vakit geçirmekten çok büyük keyif aldığını belirtti…

İki şarkıda patlayıp magazin figürü olanlar için ilginç bir durum aslında…

Hayır değil. Bugün olduğum yere gelmem ciddi seneler aldı. Ter, emek, sabır, sebat, yaşanmışlıklar vs… Ben yıllardır müzik yapıyorum. Ama bazı şeyleri anlamam elbette zaman aldı. Nesimi’den Kani Karaca’ya, Yunus Emre’den Neşet Ertaş’a uzanan bir kulvarda müzik yapıyorsan insan felsefeyi de anlıyor, bu da müziğe yansıyor. Yıllardır cover yapıyorum. Ama sanki benmişim gibi algılanıyor, sebebi de şu: Coğrafyayı tanımak, Karadeniz’i, Urfa’yı anlamak, yaşanmışlıkları bilmek, samimiyet ve içtenlik. Dinleyen de “Aa bu yeni bir beste mi?” diyor haliyle. Ben harman yapıyorum. Amerika’da blues ne ise, benim yaptığım da bu. Bu toprağın sesini yansıtıyorum aslında. Tüm içtenliğimle hissederek.

Çok sık konser veriyorsunuz, bunun nedeni ne?

Benim için bu toprakların insanları ile bir araya gelmek müthiş bir duygu. Her yerden talep geliyor. Edirne’den Ardahan’a kadar kim benim şarkılarımı gerçekten hissediyorsa, onlarla kucaklaşmak istiyorum. Sanırım birtakım duygulara dokunabiliyorum ki çok talep geliyor. Üniversite konserlerim de oluyor sürekli. Gençlerin konserlerimde Neşet Ertaş söylüyor olması müthiş bir şey benim için. Bir şeyleri düzgün yapınca, rock dinleyen insanlar pekala Neşet Ertaş’ı da gözyaşları ile dinleyebiliyor.

Can Gox kadikoyun-sokaklarindan-cikan-ozgur-bir-ruh-can-gox-2

Kadıköy Life Dergisi’nin sıkı takipçisi olduğunu belirten Can Gox, “Sizi ilgiyle izliyorum” mesajı verdi…

Yaptığınız müziği ne olarak yorumlarsınız?

Ben yıllardır Blues ve Rock’n Roll söyledim. Ancak bildiğim bir şey var. Bu toprakların yüzyıllardır yaşadığı hikayeler var. Tarihinden coğrafyasına, davasından aşkına kadar. Ben bunları yeniden harmanladım. Anadolu Blues diyebiliriz gibi geliyor sanırım. Aslında her kültürde size dokunan şarkılar, o kültürün içinde yaşananlardan çıkar. New Orleans’ta olan Anadolu’da da var. Kültüre yansıyan, şarkılarına da yansıyor.

Yaptığınız bestelere bakıyorum, hayli vurucu ve etkileyici. Sizi Cem Karaca’ya benzetenler var?

Benzetilmek benim için onur tabi. Ben naçizane en fazla onun peşinden gidebilirim. Cem Karaca, her şeyden önce bir yazardı. Halkı anlamaya çalışırdı. Konser vermeden önce o bölgenin insanı ile gider konuşur, kahvede insanlarla şakalaşırdı. Benzetilmemin sebebi, sanırım toplum Cem Karaca’yı özledi. Benim de yaptığım besteler, tonlar, sözlere basışımız, duruşumuz, felsefemiz sanırım buna uyuyor. Halkla iç içe olmamın getirdiği bir durum bu inandığınız şeyleri söylemek. En fazla bir kere elini öpmüşümdür son konserinde maalesef. O kadar…

Can Gox kadikoyun-sokaklarindan-cikan-ozgur-bir-ruh-can-gox-4

Nesimi, Ömer Hayyam, Neşet Ertaş gibi birçok üstadın eserlerini kendine has sesiyle, bu toprağın hislerini hafif Rock’n Roll, biraz da Blues esintileriyle harmanlayarak, kendi tabiriyle “yeni nesile aktarabilme” mutluluğunu yaşayan ve kısa sürede büyük bir kitleye kendini sevdiren başarılı sanatçı Can Gox’u, yeni çıkardığı single’ının ardından iki konser arasında yakalayıp, merak edilenleri sorduk…

Can Gox’un diğerlerinden farkı nedir?

Bak şimdi, olay şu. Ben bir parça yaparken ticari başarıyı baz almıyorum, üretiyorum. İçimden gelen ne ise, ne hissettiysem ortaya bırakıyorum. O andan sonra insanlar o parçadan bir şeyler bulup alıyor zaten. Öylesine sanki amatör bir müzisyenin yaptığı gibi. Ancak burada his var, yaşanmışlık var, samimiyet var. Zaten başta da söylediğim gibi bu coğrafyayı anlamak ve iliklerine kadar hissetmek gerek. Anadolu bu konuda zaten yüzyıllardır bir mihenk taşı. Ölümler, savaşlar, yaşanmışlıklar birikiyor, yavaş yavaş imbikten süzülüyor. Ben de bunu harmanlıyorum. Ancak bunu yapmak ciddi bir zaman, emek, sabır, sebat gerektiriyor. Evet ben sanatçıyım. Bir kedinin miyavlaması, benden bir şey istemesi de benim içimi cız ettirir, ya da zor durumda olan bir kişinin benden bir yardım istemesi de. Ben bu topraklardan çıkmış bir insanım sonuçta. Her şey beni etkiliyor. Yani kısaca, hissetmek ve anlamak diyelim.

Dışardan biraz sert gibi gözüküyorsunuz?

O karakter ama bak sana bir şey söyleyeyim; dün gece bir öğrencinin İngilizce ödevine yardımcı oldum. Rica etti, ben de üşenmeden yaptım. Elimden geleni insanlar için yaparım. Zor gün dostu sayılırım. Bundan da hiçbir zaman vazgeçmedim. Konserlerime gelenlerle sonrasında konuşurum. “Abi arkadaşıma sürpriz yapacağım” dediklerinde doğum günlerine gittiklerim de olmuştur.

Gelelim Kadıköy sevgisine. Kadıköy denince ne aklınıza geliyor? Çünkü bu sokaklardan çıktınız…

Kadıköy ile ilgili şöyle bir şey var; 30 yıl önce değil, 10 yıl önceki Kadıköy bile yok. Ama bana göre Kadıköy değil, insanlar değişiyor. Ben Kadıköy’ün mahalle havasını seviyorum. Yıllardır gittiğim köfteci hala orada. Umarım hep de orada kalır. Bu mahalle kavramını seviyorum. Ben Erenköy ve Kadıköy çocuğuyum. Bu sokaklarda yaşadım, aşık oldum, çalıştım. Tabi genel olarak Kadıköy’ün genel dokusu değişiyor. Şimdi eski Kadıköy’ü arıyoruz. Artık eskisi gibi Kadıköy’e inmiyorum. Kendimi eski dokuda hissettiğim, huzurlu belli yerlere gidiyorum. Umarım 10 yıl sonra Kadıköy başka bir şeye dönüşmez. Artık her şey trend ve moda üzerine kurulu çünkü. Maalesef müzikte de böyle.

“KADIKÖY SOUND” DİYE BİR ŞEY VAR PİYASADA!

Yanlız beni sevindiren bir şey var. Şu anda Türkiye’de yapılan son dönem müzik Kadıköy çıkışlı. “Kadıköy Sound” diye bir şey var piyasada. 1990’ların sonu ve 2000’lerin başında başlayan bir akım. Bunu da Kent FM yapmıştır. Zaten Kaybedenler Kulübü de bu felsefe üzerine yapılmıştır ve çok da kabul görmüştür. Kaan Çaydamlı ve Mehmet Ada Öztekin ile önceden tanışıyoruz. Ünlü 6,45 yayınlarından. Film projesi geldiğinde “Müzikleri ben yapacağım” dedim. Güzel bir iş çıktı. Kadıköy kafası, aslında o filmden sonra çok kült bir söylem oldu. Kadıköy’ün biraz delikanlı bir havası var, kardeşlik havası var. Bir arkadaş topluluğunda birine bir şey yapıldığında hepimiz dur diyoruz. Sonuçta o adam senin kardeşin, hemen tepki veriyorsun. Felsefesi farklı. Biraz eski kaçabilir ama hala modunu koruyor bence.

Yeni projeler var mı bu aralar?

Celil Nalçakan’la (Poyraz Karayel dizisindeki Zülfikar karakteri) Mayıs ayında İzmir ve Eskişehir’e gideceğiz. Ardından Ramazan, sonra birlikte Ege turnesine gideceğiz. Celil benim yol arkadaşım, kardeşim. Onunla her projeye giderim zaten. Onunla güzel bir ikili olduk. Konserlerde çok güzel tepkiler alıyoruz.

Çok teşekkür ediyorum.

Ben teşekkür ederim…

Bir Cevap Yazın