Bütün öğretmenlerimize teşekkürler!
 Kadir Toprakkaya

Bütün öğretmenlerimize teşekkürler!

Bütün öğretmenlerimize teşekkürler!
Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Bugün, 24 Kasım Öğretmenler Günü… Türkiye’de öğretmenlik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bu özel gün, Kadıköy’de de en anlamlı biçimde kutlanıyor. Kadıköy Life Dergisi ve Kadıköy Gazetesi sayfalarında bu haberlerin pek çoğunu siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz. Bu etkinliklerden biri de, Erenköy’de şimdilerde kahvaltı mekanı olarak kullanılan ünlü bir köşkte gerçekleşti.

“Ethem Efendi Bazlama Cadde” adlı mekanda buluşan Doğa Koleji Bostancı 1. sınıf öğrencileri, öğretmenleri Sevinç Karakaş’ı kahvaltıya davet ederek, hep birlikte Öğretmenler Günü’nü kutladılar. Bankacı eşi Fatma Hanım ile birlikte öğrencilerinin davetini memnuniyetle kabul eden Sevinç Öğretmen; “Benim 18 öğrencim var. Hepsinin kendi çocuklarım kadar büyük bir titizlikle yetişmesi adına gayret gösteriyorum. Bugün onlarla birlikte olmak, bana ayrı bir moral kaynağı oldu” dedi. Doğa Koleji Bostancı 1. sınıf öğrencilerinin velileri arasında, Kadıköylü dostlarımızdan Sibel Sarıkaya da vardı.

öğretmen

“ÖĞRETMENCİLİK” OYUNU…

24 Kasım Öğretmeler Günü’nü en iyi anlatan bir başka usta ismin, yine Kadıköylü dostlarımızdan araştırmacı-yazar Sunay Akın olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. İşte Akın’ın bugün bazı TV’lerde de ayaınlanan anlatılarından birini  burada sizlerle paylaşıyoruz:

“Padişahın, tabağında kalan yemekleri bir erkek çocuğa gönderdiği yıl 1899’dur. Bunun nedeni, dili tutulan ve konuşamayan çocuğa padişah yemeğinden arta kalanların iyi geleceği inancıdır. Din hocalarının bu önerisi hiçbir işe yaramaz. Sarayın artıklarını yiyerek dilinin çözüleceğine inanılan çocuk, büyüdüğünde özgürlük şarkıları söyleyecek ve o sofraları devirenlerin korosunda ön sırada yer alacaktır!

Dili kendiliğinden açılan çocuğun başına bir başka felaket gelir, üç yaşında… Annesi ve babasının yanında götürüldüğü bir ev ziyareti sırasında, hizmetçi kadın tarafından çingenelere satılmak amacıyla kaçırılır. İstanbul’un altı üstüne getirilerek aranılan çocuk, büyük bir şans eseri olarak bulunur. Neyire Hanım, bir gün oğlunu evdeki terlikleri bir araya toplarken görür. Tüm terlikleri sıralar halinde, düzgün bir şekilde arka arkaya getiren çocuk onlarla konuşmaya, bir şeyler anlatmaya başlar. ‘Eyvah!’ der Neyire Hanım, ‘Bizim oğlanın dili açıldı açılmasına ama bu kez terliklerle konuşmaya başladı!’

Kapı arkasından oğlunun konuşmalarını ona belli etmeden dinleyen annenin şaşkınlığı, çocuğun terlikler karşısında bilgi dolu bir konuşma yaptığını duyunca bir kat daha artar. Her gün yinelenen bu garip olay, sonunda çözüme ulaşır. Çocuk, dayısı Rauf’a ders vermek için gelen öğretmenleri dinlemekte, duyduklarını sonradan terliklere anlatmaktadır. Bu ‘öğretmencilik‘ oyunu, onun geleceğinin de habercisidir aslında. Terlikleri birer öğrenci gibi karşısına dizen ve onlarla bir öğretmenmiş gibi oynayan çocuk, Köy Enstitüleri’nin mimarlarından Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’dir!”

Bunu paylaş:
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •   
  •   
  •  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir